Akil İnsanlar Heyeti Karadeniz Grubu Raporu

0

Akil İnsanlar Heyeti Karadeniz Bölge Grubu’nun, iki aylık çalışmasının ürünü olan ve 26 Haziran’da Başbakan Erdoğan’a sunulan sonuç raporunun tamamına Yeni Türkiye ulaştı…

Çözüm Süreci kapsamında Kürt sorununa kalıcı çözüm üretmek amacıyla Nisan ayı başında çalışmalara başlayan Akil İnsanlar Heyeti’nin Karadeniz Grubu, iki aylık çalışmasının sonucu olan raporu tamamlayarak 26 Haziran’da Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a sunmuştu. Bölgedeki çalışmalarda kendisini “Diyalog Grubu” olarak isimlendiren grubun Erdoğan’a ilettiği raporun tamamına Yeni Türkiye ulaşırken, raporun detayları şu şekilde oluştu:

Başkanlığını Prof. Dr. Yusuf Şevki Hakyemez’in yaptığı, Prof. Dr. Vedat Bilgin’in Başkanvekilliğini, Av. Fatma Benli’nin ise Sekreterliğini yürüttüğü ve Bendevi PalandökenOral ÇalışlarAhmet GündoğduKürşat BuminŞemsi Bayraktar ve Yıldıray Oğur’un üye olarak yer aldığı grup, Nisan ila Haziran ayları arasında Düzce’den Artvin’e Karadeniz Bölgesi’nde yer alan toplam 18 ilde çalışmalar yürüttü.

Ana ve yan toplantıların yanı sıra gerçekleştirilen birçok etkinliğe katılan grubun iki aylık çalışmaları, grubun raportörlüğünü yürüten Av. Erkan Şen tarafından kayda geçirildi. 36 sayfadan oluşan raporda, kısa bir sunuşun ardından “Gerçekleştirilen Çalışmalar ve İzlenen Yöntem”, “Karadeniz Bölgesinde Gerçekleştirilen Faaliyetlerin Değerlendirilmesi”, “İllere İlişkin Kısa Tespitler” ve “Sonuç ve Öneriler” ismini taşıyan dört ana başlık yer alıyor.

Raporda ayrıca, “Karadeniz Bölgesinde Gerçekleştirilen Faaliyetlerin Değerlendirilmesi” ana başlığı altında yer alan “Bölge İnsanının Çözüm Sürecine Yaklaşımı ve Tespitler”, “İletilen Endişeler ve Eleştiriler”, “Empati İhtiyacı”, “Çalışmaların Sürece Katkısı”, “Anayasa Beklentisi”, “Tepkiler ve Protestolar”, “Medyanın Tutumu”, “Şehit Aileleri ve Gaziler”, “Kadınlar” ve “Gençler” ara başlıklarında grubun çalışmalarına dair birçok detay yer alıyor.

Raporun “Giriş” kısmında ise rapor hakkında şu ifadelere yer veriliyor.

“Karadeniz Bölgesinde çözüm sürecini destekleyenler karşı çıkanlardan oldukça fazladır. Otuz yıldır devam eden şiddetin neden olduğu hassasiyet, Karadeniz Bölgesinin genel olarak kamu hizmeti ve yatırımlar açısından ihmal edilen bir bölge olması, göç vermesi, bölge insanını etkilemektedir. Ancak sürecin başlamasından bugüne değin konunun değişik platformlarda konuşulması, Karadeniz Bölgesinde de çözüm sürecine ilişkin desteği, başlangıçtaki aşamaya göre daha da artırmıştır. Farklı görüş, düşünce ve inançtaki Akil İnsanların farklı gerekçe ve argümanlarla ileri sürdüğü “silahlar sussun, siyaset konuşsun” tezi, bölgede de kabul görmüştür.

Ziyaret edilen şehirlerde, toplantılar, esnaf, belde, köy ziyaretlerinde görüşülen ve “şehrin ana karakterini yansıtan sokaktaki insan” diye niteleyebileceğimiz büyük bir çoğunluk, sorunun çözümüne dair büyük bir beklenti içindedir. Buna karşın bölge insanında kaygılar ve soru işaretleri de mevcuttur. Bölünmez bütünlüğün zedelenmesi, eyalet sisteminin getirilmesi, süreçle PKK’ya meşruiyet kazandırılması, aksi görüşler ileri sürülmesine karşın Abdullah Öcalan’ın serbest bırakılması ve terör eylemlerine karışmış olanların affedilmesi konuları, Karadeniz Bölgesinde en yoğun biçimde dile getirilen endişelerdir.

Çok fazla karmaşık olan Kürt sorunu sonucunda ortaya çıkan bir örgütün, otuz yılı aşkın bir süre silahlı mücadele yürütmesi, sorunun normalleştirilmesini ve çözüme kavuşturulmasını zorlaştırmaktadır. Ancak barış, gerçekleştirilmesi zor ve ciddi bir iş olsa da herkes için yeni bir imkân sunmaktadır. Yeni süreç, Türkiye’de şiddeti her gün haberlerde alt yazı olarak sunulan, hayatın olağan bir parçası olmaktan çıkartıp, herkese onurlu ve özgür insanlar olarak bir arada yaşama fırsatı sağlamaktadır. Bu açıdan bakıldığında sürecin sonunda kaybedenin olmayacağı görülmektedir. Bu nedenle toplantılarda da defaten “savaşın kazananı, barışın ise kaybedeni bulunmadığı” ifade edilmiştir

Bu noktada katılımcıların toplantılarda beyan ettiği görüşlere de yer verilen raporumuzda, genel olarak Karadeniz Bölgesine ilişkin kısa bir tespit yapıldıktan sonra gerçekleştirilen çalışmalar ve kullanılan yöntem ifade edilmiştir. Akabinde toplantılarda elde edilen izlenimler paylaşılmıştır. İller arası farklılıkları ortaya koymak üzere iller bazında da kısa değerlendirmeler yapılmıştır. Sonuç bölümünde ise somut çözüm önerilerine yer verilmiştir. İl il yapılan çalışmaların dökümü, akabinde toplantılarda tutulan notlar, illerdeki toplantılarda her kesimden insanın davet edildiğine ilişkin davetliler listesi ve faaliyetlere ilişkin fotoğraflar rapor ekinde sunulmuştur.”

Akil İnsanlar Heyeti’nin Karadeniz Grubu’nun iki aylık emeğinin sonucu olan raporun “Sonuç ve Öneriler” kısmı ise şu tespitlerden oluşuyor:

“30 yıllık çatışma, halkta psikolojik travmalara yol açmıştır. Yaralarının sarılması, korkuların ve kuşkuların sona ermesi zaman alacaktır. Bu noktada her konuda “Hesaplaşma değil helalleşme” söylemi çok önemlidir. Ülkede gerginlik kaynaklarının olabildiğince azaltılması, farklılıklarımızın değil, ortak noktalarımızın ön plana çıkartılması önemlidir.

Çözüm süreci, heba edilmemesi gereken tarihi bir fırsattır. Şiddetin sonlanması, halkın aynı zamanda devletle barışması ve bunun için bütün Türkiye’nin fikrinin alınması ve bir şekilde sürece dâhil edilmesi hayati önem arz etmektedir.

Çözüm sürecinin anlatılmasında ve başarılı olmasında bu ülkenin esas sorun çözücü gücünün demokrasi olduğu, Türkiye’nin bütün sorunlarının bu yolla çözülebileceği fikrinin hakim kılınması gerekmektedir. Demokrasi içerisinde Türkiye’nin şiddeti sona erdirmesi, ülkeyi etnik kimlikler ekseninde ayrıştırmaya çalışan duygusal bölünmeleri de ortadan kaldırabilecektir. Türkiye tarihinde, büyük travmalar yaratan terörün çözümüne dönük atılan adımlar, aslında daha büyük bir toplumsal sorunun önüne geçilmesi açısından önemli bir fırsattır. Çünkü bu şiddetin sonlanması duygusal ayrıştırmayı da sona erdirecektir.

Sivil ve demokratik bir anayasa olmaksızın kalıcı bir çözüm bulmak mümkün değildir. Şeffaf, katılımcı, toplumsal mutabakata dayalı, devleti değil bireyleri korumayı amaçlayan bir anayasa daha fazla zaman kaybedilmeden hazırlanmalıdır. Anayasa, çok kültürlü toplumsal yapıyı bir arada tutacak mutabakat metni niteliğinde olmalıdır.

Sorun aynı zamanda demokratikleşme ve insan hakları standardının yükseltilmesiyle de doğrudan ilgilidir. Etnik gruplar, kültürler ve inançların uzunca bir süre tek tipleştirici – reddiyeci politikalarla çok farklı muameleye tabi tutulmaları sorunun büyümesine neden Ben de hesaplaşma değil, helalleşme olması gerektiğini düşünüyorum. (Düzce Güçbirliği Platformu, Düzce, 15.04.2013) Bu ülkenin insanları Çanakkale’de hep beraber savaştı. Orada her ilden insan var. Dolayısıyla bu ülke hepimizin. Kimse kimseden üstün değildir. O yüzden geçmişi bırakıp geleceğe bakmamız lazım. Çanakkale’de savaştığımız Avrupa’yla kucak kucağa geliyoruz ve barışıyoruz. Bu bağlamdan baktığımızda kavgadan bir şey çıkmıyor, çıkmayacak. O yüzden ben bugünkü barış sürecini yürekten destekliyorum.( Karabük Ticaret Ve Sanayi Odası Başkanı, Karabük, 24.04.2013) Bu süreçte affedici ve bağışlayıcı olmak gerekir. (Rektör Yardımcısı, Samsun, 22.04.2013) olmuştur. Bu nedenle bu farklılıkları tehdit olarak gören yaklaşım terk edilmelidir. Çözüm süreci kapsamında yapılması planlanan anayasal ve yasal düzenlemelerde “eşit vatandaşlık” esasından hareket edilmesi önerilmektedir. Ötekileştirmeyi dışlayan bir anlayışla demokratikleşme gerçekleşmelidir.

Bu noktada çözüm sürecinde halkın görüşünün alınmasına yönelik çalışmaların her düzeyde devam etmesi ve sivil toplum kuruluşlarının yapılan çalışmalara katılmasının sağlanması önerilmektedir. İllerde çözüm sürecini halka anlatma noktasında, yöre insanı üzerinde etkisi olabilen kanaat önderi, sivil toplum örgütü üyesi, aktivist, din adamı, esnaf ve benzeri kişilerin yapacağı konuşma ve değerlendirmeler en az Akil İnsanlar Heyetinin çalışmaları kadar olumlu karşılık bulacaktır.

Süreç, toplumsal katmanlarda özellikle güven esasına dayalı gerçekleşmektedir. Süreçle ilgili bundan sonra yapılacak çalışmalar ve yürütülecek faaliyetlerin topluma ve temsil ettiği kesime güven veren şahsiyetlerce gerçekleşmesi başarı sağlamada önemli bir adım olacaktır. Doğru, tarafsız ve sağlıklı bilgi akışı mutlaka temin edilmeli, vatandaşların “neler olup bittiği”ne ilişkin kaygılarını giderecek ve şeffaflığı sağlayacak adımlar her aşamada atılmalıdır.

Sürecin aşamaları hakkında belirsizlik ve halkın gelişmeleri Kandil’den gazete ve televizyon vasıtasıyla öğreniyor olması, kaygı ve tepkilere yol açtığı dikkate alınmalıdır. İnsanların süreci takip etmelerine imkân veren sağlıklı bilgi akışı sağlanmalıdır.

Medyanın olumsuz yaklaşımının değişmesi ve sürece katkı sağlaması için, Akil İnsanlar Heyetince bir basın dosyası hazırlanıp, ajans yönetimleri ile gazete yayın müdürlerinin ziyaret edilmesi önerilmektedir.

Karadeniz Bölgesindeki gözlemler, Güneydoğu’daki şiddet eylemlerinin ülke bütünlüğüne karşı tereddütler doğurmasına yol açtığını ortaya koymaktadır. Bu tereddütleri, ülkenin bütünlüğünün, Milletin varlığının ve bayrak gibi milli değerlerin geleceğinin, ancak terörün sonlandırılmasıyla güvence altına alınabileceğine ilişkin vurguyla gidermek mümkündür. Siyasi iktidarın çözüm sürecine ilişkin daha net mesajlar vermesi, bölünmez bütünlüğe vurgu yapması Karadeniz Bölgesindeki insanların zihinlerindeki soru işaretlerinin giderilmesine katkı sağlayacaktır.

İnsanlar, çözüm sürecini desteklerken, aynı zamanda Hükümetin kırmızı çizgi ya da hassasiyetlerini daha açık ve net biçimde duymak istemektedirler. Tek devlet, tek bayrak, tek vatan söylemi önem arz etmektedir. Süreci eleştirenlerin ileri sürdüğü eyalet sistemi, özerklik gibi hususların karşılığının olup olmadığı açıklıkla kamuoyuna anlatılmalıdır.

Hükümet, çözüm sürecine ilişkin algıyı çok iyi yönetmelidir. PKK’nın Kürtlerin sorunlarının çözümünde tek aktör olarak algılanması ciddi sıkıntılara neden olmaktadır. Kandil açıklamaları sürecin kamuoyu nezdindeki desteğini zayıflatmaktadır. Çözüm süreci başladığından bu yana medyada PKK’ya ilişkin haberler ve BDP’lilerin yaptığı bazı açıklamalar Karadeniz Bölgesinde tepkiyle karşılanmaktadır. Teröre karşı hassasiyeti üst seviyede olanlarda ve genelde Batı ve Orta Anadolu, Ege ve Karadeniz Bölgesinde bu hassasiyet dikkate alınmalıdır. Hükümetin çözüm süreci bağlamında yürütülen çalışmaların kendi inisiyatifinde gerçekleştiğini, süreci kendisinin yönettiğini ifade etmesi, sürecin geleceği açısından önem arz etmektedir.

Sürecin temel özellikleri, süreçte gelinen nokta ve benzeri hususlarda açıklanması durumunda sürece zarar vermeyecek ölçüde muhalefet partilerine bilgi verilmesi ve bu konuda TBMM’de genel görüşme yapılması gibi yolların devreye sokulması önemlidir. Siyasi iktidarın, CHP ve MHP’ye çözüm süreci bağlamında ziyaretlerde bulunması ya da bu partilerin ziyareti kabul etmemeleri durumunda dahi bu girişiminin varlığı olumlu yankı uyandıracaktır.

Toplumda önyargıları gidermek çözüm sürecinin kalıcı sonuçlar vermesi için önemlidir. Bu bağlamda önyargıları ortadan kaldıracak çalışmalar gerçekleştirilmelidir. Doğu ve Güneydoğuda bulunmuş kişiler, durumu daha sağlıklı biçimde değerlendirebilmektedir. Sorunun daha iyi kavranabilmesi için, Doğu ve Güneydoğu’nun batıyı, batının da bu bölgeleri ve insanını tanıyıp karşılıklı iletişime geçebilmesi gerekmektedir. Karadeniz Bölgesindeki kişilerde daha fazla duygudaşlık oluşturulması halinde, Doğu ve Güneydoğu bölgesindeki halkın yıllardır karşı karşıya olduğu sorunları daha iyi anlama imkânları olacaktır. Karşılıklı ziyaretlerinin ve beraber yaşamanın sağlandığı projeler arttırılmalıdır. Doğudaki öğrencilerin bir hafta Karadeniz iline, Karadeniz Bölgesindekilerin bir hafta Doğu bölgesine gitmesine yönelik valilikler ve Milli Eğitim Bakanlığı bünyesinde yapılan çalışmalar daha koordineli ve kapsamlı biçimde gerçekleştirilmelidir.

Ayrıca Karadeniz Bölgesinde hâkim olan “ihmal edilmişlik” algısını ortadan kaldırmak için, sosyal ve kültürel desteklemelerin yanı sıra özellikle bölgeye “ekonomik olarak neler yapılabileceği” hususunun da gözden geçirilmesi ve büyük bölümü sanayi ve iş olanakları açısından kısıtlı olan bölgenin, iktisaden özellikle de “tarım” üzerinden daha fazla desteklenmesi önerilmektedir.”

Raporun tamamına ulaşmak ve indirmek için lütfen tıklayınız.

***

Ayrıca yayımlanan diğer bölge raporlarına ulaşmak için: 

Akil İnsanlar Heyeti Güneydoğu Raporu 

Akil İnsanlar Heyeti Akdeniz Grubu Sonuç Raporu

Akil İnsanlar Heyeti Doğu Anadolu Grubu Sonuç Raporu 

Share.

About Author

Yeni Türkiye, ülke ve dünya gündeminin önemli başlıklarını bir araya getirmeyi amaç edinen bir yorum-analiz sitesidir. İç politika, bölgesel ve küresel siyaset, ekonomi ve düşünsel akımları kapsayan geniş bir alanda yayın faaliyeti yürütmektedir. Türkiye ve dünyanın önde gelen medya organlarını, web sitelerini ve düşünce kuruluşlarını düzenli olarak takip eden Yeni Türkiye, sahip olduğu geniş yazar kadrosunun özgün üretimleri dışında en güncel ve seçkin yazılı, sesli ve görsel haber, yorum, analiz ve raporları okurlarıyla buluşturuyor. Türkiye ve dünya gündemine olabildiğince geniş bir perspektifle bakmayı amaçlayan düşünsel bir platform olarak tasarlanan Yeni Türkiye, okuyucularının özgün yorumlarına da yer vermektedir.

Leave A Reply