Arnavutluk’un yeni dış politikası ve Türkiye ile Stratejik Ortaklık söylemi

0

Arnavutluk’ta Haziran ayında iktidara gelen Rama hükümetinin hazırladığı “Stratejik Ortaklar Listesi”nde Türkiye’nin de yer alması, Arnavutluk ile Türkiye ilişkilerinde yeni bir döneme işaret ediyor.

Arnavutluk’ta 2013 Haziran’ında yapılan genel seçimler neticesinde iktidar değişikliği yaşandı. Gayet çekişmeli geçen seçimler sonucunda, sekiz yıldır iktidarı elinde bulunduran Demokrat Parti’nin beklenmedik yenilgiye uğramasıyla yönetim Sosyalist Parti’nin eline geçti. Bu değişiklik, kamuoyunda Arnavutluk’un genel politikalarının yeniden gözden geçirileceği ve köklü revizyona gidileceği beklentisini doğurdu. Nitekim öyle de oldu. Yeni hükümet göreve gelir gelmez iç politikada, ekonomide, sağlıkta ve en önemlisi dış politikada köklü değişikliklere gideceğinin sinyallerini verdi. Biz burada, Edi Rama’nın Başbakanlığında kurulan yeni Arnavutluk hükümetinin kısa sürede atmış olduğu bazı önemli adımlarla, Arnavutluk iç kamuoyu ile dünya siyasi arenasında ses getiren dış politika hamlelerini mercek altına alan bir durum değerlendirmesi yapmaya çalışacağız.

Rama Hükümeti’nin “Stratejik Ortaklar Listesi”

Öncelikle Rama hükümetinin dış politika belirleme noktasında hazırlamış olduğu “Stratejik Ortaklar Listesi” üzerinde durmaya çalışalım. Bu belgeyle hedeflenen, hem geçmiş dönemlerde oluşmuş sorunlar ile yüzleşme hem de Arnavutluk’un dünya ve Avrupa Birliği ile entegrasyonunu sağlamaktır. Listenin başında ABD’nin bulunması da bunun açık bir göstergesidir. Bilindiği üzere, Sali Berişa yönetimindeki Demokrat Parti, iktidarının ikinci döneminde ABD’nin Tiran elçilerinden John Withers ve sonrasında Alexander Arvizu ile anlaşmazlıklar yaşamış ve ipler gerilmişti. Hatta siyasi çevrelerde bu gerginliği Berişa’nın yenilgisi ile ilişkilendirenlerin sayısı da azımsanmayacak kadar fazla. Arnavutluk’un yeni hükümetinin Dışişleri Bakanı Ditmir Bushati ise ABD ile buzları eritmekle yetinmeyip, daha radikal bir adım atarak ülkenin dış politikasını belirlemede ABD’nin danışmanlığından istifade edeceklerini açıkladı.

Aynı listede ABD’den sonra ise İtalya ile Yunanistan yer alıyor. Söz konusu İtalya olunca burada pek de şaşılacak bir durum olmadığının altını çizmemiz gerekiyor. Çünkü Arnavutluk ve İtalya’nın kadim dostlukları ve karşılıklı yürütülen iyi ilişkileri bulunuyor. Ticari hacmi bakımından da İtalya Arnavutluk için iyi bir müttefik konumunda. Arnavutluk kamuoyunda tepki çeken husus ise Yunanistan ile ilan edilen stratejik ortaklık. Her ne kadar geçmişte iki ülke arasında ticari ve kültürel anlamda ilişkiler belli seviyede yürütülmüş olsa da, iki ülke arasında tarihsel husumet ve toprak kavgası güncelliğini koruyor. İlişkilerin en düşük seviyede yürütüldüğü Yunanistan’ın, bu süreçte önce Dışişleri Bakanı, ardından Cumhurbaşkanı düzeyinde Arnavutluk’u ziyareti, yeni hükümetin politikalarının karşılık bulduğu ve ileride farklı gelişmelerin de olabileceği beklentisine girildiğini gösteriyor.

Yunanistan ile geliştirilmeye çalışılan dostane ilişkiler aynı zamanda Dışişleri Bakanlığı’nın daha önce ilan ettiği “komşularla sıfır sorun” prensibinin yerine getirilmesinin önemli bir adımı olarak değerlendirilebilir. Başbakan Edi Rama’nın hükümet koltuğuna oturduktan kısa bir süre sonra Makedonya, Kosova, Karadağ gibi komşu ülkeleri ziyaret etmesi, bunun yanı sıra Dışişleri Bakanı Ditmir Buşati’nin uzun yıllar sonra Belgrad’a gitmesi ve en kısa zamanda Rama’nın da Sırbistan’a gitmeyi planlaması bu politikanın arkasında durulduğunu gösteriyor.

Arnavutluk’ta Türkiye tartışmaları

Diğer yandan, Rama hükümetini hedef tahtası haline getiren ve halen Arnavutluk kamuoyunda tartışılmaya devam eden -bizim de önemsediğimiz- konu; Başbakan Edi Rama tarafından açıklanan yeni “Stratejik Ortaklık Listesi”nde Türkiye’nin de etkin bir şekilde yer alması, hükümetler arası müşterek toplantıların yapılmasına karar verilmesi ve bazı bakanlıklara danışmanlık yapmak üzere Türkiye’den müşavirlerin çağrılmasını öngören demeçlerin varlığı. Bu durum, Arnavut kamuoyunun bir kısmında “Türkiye bizi yeniden işgal ediyor!” paranoyası doğurmuş durumda. Bu tepkilerin, Kosova’da gerçekleşen yerel seçim öncesinde Arnavutluk, Kosova ve Türkiye başbakanlarının Kosova’da hep birlikte boy gösterip, birbirlerine “kardeşim” diye hitap etmeleriyle doruk noktaya ulaştığına dikkat çekmemiz gerekiyor.

Oluşan bu tabloda cevap aranması gereken pek çok soru işareti bulunuyor. “Batı hayranı” diyebileceğimiz, Paris’te yüksek eğitimini tamamlayan bir Başbakan’ın, doğu ülkesi olarak kabul edilen veya ettirilmeye çalışılan ve AB’ye Fransa ile Almanya tarafından girmesi istenmeyen bir Türkiye ile stratejik ortaklık ilan etmesi ne kadar gerçekçi bir tavırdır? Yoksa Türkiye gibi bölgesel bir aktör konumunda ve belli bir ekonomik gücü olan bir devletten sadece ekonomik çıkar mı gözetilmektedir? Burada, Türkiye’nin tutumu ne olacak? Stratejik ortaklar kafilesini oluşturan ABD, İtalya ve Yunanistan ittifakına mı katılınacak, yoksa bu ilişkilerde farklı bir anlayış mı geliştirilecek?

Arnavutluk dış politikası kalıcı hale gelecek mi?

Uzmanların oluşan sorulara bulacakları her alternatif cevap ve analizde şu nokta öne çıkmaktadır: Arnavutluk kırmızı çizgileri olmayan ve devlet geleneği oluşmamış bir ülkedir ve dış politikası hükümetlere göre değişmektedir. Bu bağlamda, bugün kurulan dengeler belki yarın farklı bir anlam taşıyabilir. Bu sebeple, yüzyıllara dayanan ilişkiler dinamiğini yeni oluşturulmaya çalışan “Stratejik Ortaklık” denkleminde çok dikkatli bir şekilde değerlendirmek gerekiyor.

Arnavutların “Gur gur bëhet mur” (Taş taş duvar olur) diye bir atasözü vardır. Bu nedenle, asırlardır inşa edilmekte olan iki ülke arasındaki dostluğu çok iyi analiz ederek, 21. yüzyıldaki stratejik ortaklığı geliştirmek gerekiyor. Burada asıl görev ise Türkiye’nin Arnavutluk politikasını kurgulayanlara düşüyor.

 

Share.

About Author

Arnavut Akademik ve Stratejik Araştırmalar Merkezi'nde çalışmaktadır.

Leave A Reply