Biz koalisyonu konuşurken…

0

Bölgesel bir güç halini alan Türkiye’nin dengelenmesi ve hatta etkisizleştirilmesi çabası hız kazanmış durumda. Bu bağlamda bir yanda İran ve Rusya, diğer yanda İsrail, Suudi Arabistan ve ABD Türkiye’yi çevrelemek için yoğun uğraş içinde.

Bölgemizdeki denklemlerin değiştiği, çevremizde yeni ittifak arayışları ve iktidar mücadelelerinin gündeme geldiği bir dönemde “iktidar sıkıntısı” yaşıyor olmamız en hafif deyişle talihsizlik. Hem ülkemiz için, hem bölgemiz için bir talihsizlik. Zira bu dönem, Türkiye’nin bölgesinde olan bitene çok dikkatle eğilmesi gereken ve aktif bir rol üstlenmesi gereken bir dönem.
2009’dan bu yana AK Parti’ye yönelik olarak yürütülen uluslararası kampanya Türkiye’nin aktörlüğünün önünü kesmek içindi. Ve bu, kısmen başarılmış durumda.

***

Çok uzağımızda değil, sınır komşusu olduğumuz ülkelerde çok ciddi çalkantılar, büyük krizler, siyasi parçalanmalar yaşanıyor. Suriye krizi giderek derinleşiyor. Suriye’de yaşanan parçalanma, bölgede yıllar yılı onarılması mümkün olmayan yaralar açmış durumda. Fiili olarak birkaç bölgeye ayrılmış olan Suriye, resmi olarak da parçalanmak üzere.
Pan-Kürdizm akımı Suriye yanında Irak ve Türkiye’yi de etkisi altına almış durumda. Bölgede, uluslararası sistem tarafından tanınacak yeni Kürt devletinin kurulacağı inancı giderek yükseliyor. Bölge ülkeleri yeni ittifak arayışları içinde. Bölgesel bir güç halini alan Türkiye’nin dengelenmesi ve hatta etkisizleştirilmesi çabası hız kazanmış durumda.
Bu bağlamda bir yanda İran ve Rusya, diğer yanda İsrail, Suudi Arabistan ve ABD Türkiye’yi çevrelemek için yoğun uğraş içinde. Bölgede kurulacak yeni bir Kürt devleti üzerinden Türkiye’yi sıkıştırma projesi S.Arabistan ve İsrail’i dahi yan yana getirdi.
Diğer yandan Irak, bölgesel istikrarsızlığı beslemeye devam ediyor. Yeni dönemde Irak’ın karşılaşması muhtemel krizleri tahmin etmek hiç de zor değil. Irak’ta, İslam tarihinde eşi benzeri görülmemiş bir Sünni-Şii çatışması derinleşmeye devam ediyor. Dahası bu çatışma giderek küreselleşiyor.

***

Türkiye’nin enerji politikaları alanında elde ettiği kazanımlar nötralize edilmeye ve yürüttüğü projeler durdurulmaya çalışılıyor. Bölgede alternatif enerji güzergâhları oluşturuluyor. Türkiye’nin çevresinde bir yandan ayrılıkçı hareketlerin önü açılırken, diğer yandan radikalizme zemin hazırlanıyor.
Bir anlamda ABD, Rusya, İran, S.Arabistan ve İsrail bölgede yine tarihte görülmemiş yıkıcı bir radikalizmin yükselişi için mümbit bir zemin sağlıyor.
Bölge ülkelerinin demokrasi arayışı bu güçlerin engellemesiyle akamete uğradı. Filistin ve Mısır’da siyasete yönelik müdahaleler yeni çatışma alanları doğurmanın eşiğinde. Bütün dünyanın gözlerinin önünde Mısır’ın demokratik seçimle iş başına gelmiş ilk ve tek Cumhurbaşkanı Mursi, birçok arkadaşı ile birlikte darbe yönetimi tarafından idam edilmek üzere.

***

2002 sonrasında Türkiye’de devlet, kendi toplumu, tarihi ve bölgesiyle bir helalleşme siyaseti yürütmeye çalıştı. Önemli oranda da başarılı oldu. Fakat bundan daha önemlisi, Cumhuriyet tarihinde ilk defa böylesi bir çabaya tanıklık edildi. Ve Türkiye bu yönüyle bir sembolik devrim yaşadı. Ne var ki, Türkiye’nin bölgesine olan ilgisi, onun yürüttüğü aktif dış politika küresel sistemin öncü güçlerini rahatsız etti.
Bugün Türkiye’nin verdiği mücadele, salt bir iç politika mücadelesi değildir. O nedenle yürütülen koalisyon tartışmalarını bakanlık pazarlıklarına indirgemek kelimenin tam anlamıyla bir aymazlıktır. AK Parti, birinci parti olarak elbette sorumlu davranmalı ve hükümet arayışlarını sürdürmelidir.
Ancak bu süreçte, sadece iç politika meselelerini merkeze alarak bir yönetim senaryosu ortaya koymamalıdır. Bugün Türkiye, eğer ki tarihsel bir kayıp yaşamak istemiyorsa, çevresine, bölgesine “taktik adımlar”la değil, “stratejik akıl”la bakmak durumunda.
Koalisyon senaryolarına bir de bu noktadan bakmak gerekir.

Share.

About Author

1998’de İstanbul Üniversitesi Sosyoloji Bölümü’nden mezun oldu. Yüksek lisans eğitimini 2000 yılında Mimar Sinan Üniversitesi Sosyoloji Bölümü’nde tamamladı. 2002-2003 öğretim yılında ABD’de Utah Üniversitesi Siyaset Bilimi Bölümü’nde misafir araştırmacı olarak bulundu. İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü bünyesinde doktorasını tamamladı. Modernleşme Kuramı: Eleştirel Bir Giriş (İstanbul: Küre Yayınları, 2. baskı, 2005) isimli kitabı kaleme aldı. Altun’un medya sosyolojisi, medya kuramları, sosyolojik teori ve Türk modernleşmesi alanlarında ulusal ve uluslararası akademik dergilerde çeşitli makaleleri yayımlandı. 7 yıl kitap yayıncılığı sektöründe çalıştı. 3 yıl süreyle Anlayış dergisini yönetti. Medya ve iletişim sosyolojisi, siyasal iletişim, Türk modernleşmesi, Türkiye politik kültürü ve siyasal düşünce hareketleri alanlarında çalışan Dr. Altun, halen İstanbul Şehir Üniversitesi öğretim üyeliği görevlerini yürütmekte, SETA İstanbul’da Genel Koordinatörlük görevini sürdürmektedir.

Leave A Reply