Casusluk yapan Snowden değil hikâyenin kendisi

0

Snowden’ın karakteriyle ilgili tartışmalar pek önemli değil. Onun, NSA’e ait bilgileri sızdırmasından anlamamız gereken şu: Amerikan hükümeti Vietnam Savaşı’nda olduğu gibi her halükârda bizlere yalan söyledi ve söylemeye devam ediyor.

Orwell metaforlarından uzak durmak için kendime söz vermiştim fakat Amerikan Ulusal Güvenlik Kurumu (NSA) eski çalışanı Edward Snowden’a karşı geliştirilen nefret ve öfke karşısında sözümü geri aldım.

Snowden’ın karakteriyle ilgili vahşice ve alâkasız yargılara varmak yalnızca devlet düşmanı olduğu iddia edilen birine karşı nefret kusmayı seven üstadların ve gazetecilerin işi.

Bu gazetecilerden bazıları elçiyi vurmak isterken, diğerleri ona kahramanlık madalyası vermek istiyor.

Oysa mesajın içeriği elçinin karakterinden çok daha önemli.

Burada, Snowden’ın yaptığı açıklamaların en fazla rahatsızlık veren kısmı, NSA’nın milyonlarca Amerikalıya ait çok yıllık konuşma kayıtları ve telefon görüşme mahallerine dair bildirimlerle ilgili bir veri tabanını elinde bulunduruyor olması.

Özellikle elektronik posta verileri, web siteleri ve finansman işlemlerine ait kayıtlar ile birleştirildiğinde bu bilgi siyasî istismara açık potansiyel bir hazineye dönüşüyor. Öyle ki, bu bilgiler ışığında hükümetler siyaset dünyasındaki rakiplerini etkisiz hâle getirebilir ve bu bilgileri şantaj yapmak için kullanabilirler. Kim hangi bilgiyi sızdırıyor, düzenlemeleri kimler yapıyor, kimin kimle ne ilişkisi var vb. bilgilerin ele geçirilmiş olması Amerikalıların özgürlük ve mahremiyet anlayışına korkunç derecede büyük bir tehdit arz ediyor. Ve bütün bunlar Snowden’ın karakterinden, böyle bir girişimde bulunmaya onu iten sebeplerden bağımsız bir şekilde gerçekleşiyor.

Geçen hafta yayımladığı yazısında Buzzfeed’den Ben Smith asıl noktaya işaret ediyor: “Edward Snowden’ı sevmek zorunda değilsiniz. Ama Snowden bir kaynak. Ve bilgi kaynaklarının taşıdıkları bilgiler, bu kaynakların ahlâkî değerlerinden veya kaderlerinin ne olacağından daha önemlidir.”

Başka bir yerde, Washington Post’ta Jonathan Capehart ise Snowden’ın, Pentagon’a ait belgeleri sızdıran savaş gazisi Daniel Ellsberg ile aynı konumda olmadığını ileri sürüyordu.

Kimin umurunda? Amerikalılar için önemli olan gizli raporların ortaya çıkarılmış olması; öyle ki Amerikan hükümeti Vietnam Savaşı’nda olduğu gibi her halükârda bizlere yalan söyledi ve söylemeye devam ediyor.

Geçtiğimiz Mart ayında Senatör Ron Wyden Ulusal İstihbarat Direktörü James Clapper’a “NSA on milyonlarca hatta yüz milyonlarca Amerikalıya ait veri topluyor mu?” diye sorduğunda, Clapper “Hayır efendim, bile bile değil!” şeklinde cevap vermişti. Ancak Clapper daha sonra, verdiği cevabın verebileceği en az yalansız cevap olduğunu savundu. Oysa “evet” demek amaca en uygun cevaptı…

Snowden’ın karakteriyle ilgili tartışmalar pek önemli değil. Asıl bizlerin Snowden’ın ne ile karşılaşacağına vereceğimiz tepki kendi ulusal karakterimizi ortaya koyacak.

Kaynak: The Washington Examiner, 24 Haziran 2013
Çeviri: Handan Öz

Share.

About Author

Yeni Türkiye, ülke ve dünya gündeminin önemli başlıklarını bir araya getirmeyi amaç edinen bir yorum-analiz sitesidir. İç politika, bölgesel ve küresel siyaset, ekonomi ve düşünsel akımları kapsayan geniş bir alanda yayın faaliyeti yürütmektedir. Türkiye ve dünyanın önde gelen medya organlarını, web sitelerini ve düşünce kuruluşlarını düzenli olarak takip eden Yeni Türkiye, sahip olduğu geniş yazar kadrosunun özgün üretimleri dışında en güncel ve seçkin yazılı, sesli ve görsel haber, yorum, analiz ve raporları okurlarıyla buluşturuyor. Türkiye ve dünya gündemine olabildiğince geniş bir perspektifle bakmayı amaçlayan düşünsel bir platform olarak tasarlanan Yeni Türkiye, okuyucularının özgün yorumlarına da yer vermektedir.

Leave A Reply