Guantánamo Albay Bogdan’ın yönetiminden kurtulmalıdır

0

Guantánamo’daki mahkûmların geçmişte başlattıkları açlık grevleri çözüme kavuşturulmuştu ancak Albay Bogdan’ın ceza rejimi sürdüğü sürece bu seferkinin sonlandırılma şansı yok.

6 Şubat günü Guantánamo’da, askerlerin Kur’an-ı Kerim aramalarına tepki gösteren mahkûmlar genel bir açlık grevi başlattı. Grev daha sonra süresiz tutukluluk halini protestoya dönüştü. Şu anda beşinci ayında olan grevin sona ermesine ilişkin herhangi bir işaret yok. Açlık grevindeki mahkûmlar ABD hükümeti Kur’an-ı Kerim aramalarını durdurmadığı ve transferler sürdüğü sürece, sonunda ölüm dahi olsa, greve devam edeceklerine dair ant içtiler.

Ordu ilk önce hapishanede bir açlık grevi olduğunu inkâr etti. Ancak daha sonra “düşük-dereceli” 151 mahkûmdan 104’ünün açlık grevinde olduğu kabul edildi. Açlık grevindeki 104 mahkûmdan 44’ü zorla besleniyor (her ne kadar ordu “zorla besleme” terimini kullanmasa da). Benim müvekkillerimden bir düzinesinden fazlası da açlık grevinde ve bunların dördü zorla besleniliyor.

The Joint Detention Group (JDG) açlık grevlerinin ele alınması da dâhil olmak üzere tutukluluk operasyonlarından sorumlu birim. Daha önceki JDG komutanları açlık grevi içindeki mahkûmlara idari bir mesele olarak yaklaşmıştılar. Mahkûmların endişelerine ilişkin çözümler bularak huzur ve düzeni yeniden sağlamaya çabaladılar ve bu yaklaşım çerçevesinde açlık grevleri çok uzun süre devam etmedi.

Mevcut JDG komutanı Albay John V Bogdan ise farklı bir yaklaşım ele alıyor. İnanılmaz bir biçimde, Bogdan Guantánamo’daki bu görevinden önce hiç hapishane yönetmemişti. Bogdan, bu tür bir görevde deneyimi olmamasına rağmen, kendini güvenliğe ilişkin standart operasyon usullerini yazacak kadar nitelikli hissediyor.

Bogdan açlık grevindeki mahkûmlar eylemlerine son vermedikçe onlarla herhangi bir konuyu görüşmek için iletişime geçmeyecek. Bununla birlikte, mahkûmlar da Bogdan şikâyetlerine eğilmediği sürece -özellikle de Kur’an aramalarında saygılı olunması hususunda-, açlık grevlerini sonlandırmayacaklar. (Transferler daha yüksek mercilere yönlendirilmeli.)

Fakat Bogdan tutumunu değiştirmeyecek. Açlık grevlerini bir protesto olarak değil de bir isyan olarak görüyor ve ne kadar gaddarca ve acımasız olursa olsun bunu bastırmak için her türlü yolu kullanıyor. Günümüzün Kaptan Bligh’i (William Bligh) olan Bogdan hemen hemen tüm mahkûmları tecrit hücrelerine naklederek ortak yaşamı ortadan kaldırdı. Gardiyanları mahkûmların ailelerinden gelen mektuplara, resimlere, hukuki malzemelere ve hatta diş macunu, diş fırçası ve havlulara bile el koydu.

Gardiyanlar, hücrelerinde yanan parlak ışığı bütün gece açık tutarak ve göz siperliklerine el koyarak mahkûmların uyumalarını engellemekte. Müvekkillerim ayrıca, gardiyanların kasıtlı bir biçimde tüm gece gürültü yaparak mahkûmların uyumasını engellediğini ve hücrelerini dondurucu bir şekilde soğutarak üşemelerine neden olduğunu anlatıyor.

Mayıs ayının başında Üs’te bulunduğum sırada Bogdan açlık grevini kırmak için dini aşağılama anlamına gelecek metotlar kullanmaya başladı. Yeni bir arama politikasına göre, bir mahkûm avukatıyla ya da avukatı olarak adlandırdığı veya ailesinden bir kişi ile görüşmek üzere kamptan ayrılırsa gardiyanların genital bölgesini ve kalçasını elle aramasına izin vermek zorunda. Mahkûm aynı küçük düşürücü eziyetle kampa dönüş sırasında da karşılaşıyor. Bogdan kişisel alanın bu yeni işgali ile dindar Müslaman erkekleri nasıl aşağılayacağını iyi biliyor.

Tahmin edildiği gibi, bu tür aramalar birçok mahkûmu aileleri ile görüşmekten ya da avukatları ile temas kurmaktan alıkoyuyor. Müvekkillerimden ikisi benimle görüşmeyi ya da benim çağrıma cevap vermeyi bu aramalar nedeniyle reddetti. Diğer birçok avukat da benzer geri çevirmeler ile karşılaştı. Bu nedenle, yine öngörüleceği üzere, bu aramalar mahkûmları mahkemelerde haklarındaki iddiaları çürütmek için anayasal haklarını kullanmaları hususundan alıkoyuyor.

ABD Bölge Mahkemesi Yargıcı Royce C. Lamberth’den hükümetin mahkûmları kabul edilemez bir konuma yerleştiren bu uygulamasını durdurmasını talep ettik; yargıçın her an karar vermesi bekleniyor. Karar ne olursa olsun, Bogdan’ın açlık grevini kırmak için mahkûmlara acı çektirecek yeni yollar bulmaya devam edeceğinden kuşku yok.

20 Mayıs günü Savunma Bakanı Chuck Hagel’e gönderdikleri bir mektupta askeri savuma avukatları, “emri altında tutukluluk koşullarının hızla kötüleşmesine ve hali hazırda süren açlık grevi karşısındaki zorbalığına dayanarak” Albay Bogdan’ın komuta için uygunluğunun incelenmesi çağrısında bulundu.

Bogdan’ın komuta yetkisi acilen elinden alınmalı. Ancak Bogdan’ın uzaklaştırılması yeterli bir başarı olmaz. Uygulamaları üstleri tarafından da uygun bulundu. Southcom Komutanı Amiral John Kelley, Üs’se yaptığı son ziyaretlerinden birinin sonrasında açlık grevini “hafif derecede açlık grevi” olarak nitelendirdi ve her hangi bir mahkûmun zorla beslendiği iddiasını reddetti.

Bu insanlık trajedisini ve askeri utancı sonlandırmak için, ordu, açlık grevinin sonlandırılmasına aracılık edecek, güçlü bir muhakame yeteneği ve insani içgüdüleri olan yüksek rütbeli bir subay atamalı. Vekâlet sahibi avukatlar bu sürece önemli bir katkı sunabilir; biz yardım etmek için hazırız.

Kaynak: The Guardian, 20 Haziran 2013
Çeviri: Yavuz Güçtürk

Share.

About Author

Yeni Türkiye, ülke ve dünya gündeminin önemli başlıklarını bir araya getirmeyi amaç edinen bir yorum-analiz sitesidir. İç politika, bölgesel ve küresel siyaset, ekonomi ve düşünsel akımları kapsayan geniş bir alanda yayın faaliyeti yürütmektedir. Türkiye ve dünyanın önde gelen medya organlarını, web sitelerini ve düşünce kuruluşlarını düzenli olarak takip eden Yeni Türkiye, sahip olduğu geniş yazar kadrosunun özgün üretimleri dışında en güncel ve seçkin yazılı, sesli ve görsel haber, yorum, analiz ve raporları okurlarıyla buluşturuyor. Türkiye ve dünya gündemine olabildiğince geniş bir perspektifle bakmayı amaçlayan düşünsel bir platform olarak tasarlanan Yeni Türkiye, okuyucularının özgün yorumlarına da yer vermektedir.

Leave A Reply