‘Gürcistan’ın Rüyası’ ve gerçeği

0

Gürcistan siyaseti yeni bir döneme giriyor. Saakaşvili döneminin kapanmasıyla açılan bu yeni dönem yeni siyasi aktörlerle beraber Gürcistan’a yeni bir dinamizm kazandıracaktır.

Mihail Saakaşvili’nin partisi Birleşik Ulusal Hareket’in kaybettiği geçen seneki parlamento seçimlerinin ardından Gürcistan, aynı sürprizi tekrar yaparak Saakaşvili’nin kaybettiği normal bir başkanlık seçimi süreci geçirdi.1 27 Ekim tarihinde gerçekleştirilen seçimde yenilgiye uğrayan ve yakında görevi halefine devredecek olan Saakaşvili, Gürcistan Anayasası’nda yer alan üçüncü dönem başkan seçilme yasağı nedeniyle son seçimlere katılamadı. Hatırlanacağı üzere Saakaşvili, Gürcistan başkanlığını 2003 yılındaki Gül Devrimi ile kansız bir halk darbesiyle eski Sovyet dışişleri bakanlarından kurt politikacı Şevardnadze’den devralmıştı. Devrim sonrasında, Gürcistan’ın dış politikasında ABD ve çeşitli sivil toplum örgütlerinin çabasıyla bir saf değişikliği yaşaması beklenirken iç siyasette ise bir demokratikleşme ve modernleşme umulmuştu. Fakat her iki tarafta da işler çok da umulduğu gibi gitmemişti. 2012 yılında yapılan seçimlere Gürcistan’daki irili ufaklı birçok partiyi birleştirerek katılan milyarder İvanişvili’nin partisi Gürcistan Rüyası, seçimleri Saakaşvili’nin partisine karşı kazanırken, 27 Ekim 2013 tarihinde yapılan başkanlık seçimlerinde ise kaybeden tekrar Saakaşvili’nin partisi oldu. Bu süreç Gürcistan’ı yeni bir döneme soktu. Gürcistan siyasetine dışarıdan bakan gözler Saakaşvili’yi kravatını çiğnerken2, İvanişvili’yi ise malikânesinde beslediği evcil zebra ve penguenleriyle oynarken3 görse de bunun ötesine geçen bir bakış açısı yakalamak ülke siyasetini anlamak adına gerekli gözüküyor.

Gül Devrimi sonucu Saakaşvili ülkenin yüzünü Batı’ya çevirse de, Rus işgali ve devletin anti-demokratik uygulamaları Saakaşvili’ye içeride ve dışarıda itibar kaybettirdi. Bu sürecin üzerine bir anda ortaya çıkan milyarder İvanişvili, son iki seçimde büyük başarı göstererek partisine hem parlamento hem de başkanlık seçimlerini kazandırma başarısı gösterdi. Bu zaferle ülke yönetimini ele geçiren Gürcistan Rüyası’nın Saakaşvili’nin yerine getiremediği vaatlerini gerçekleştirip gerçekleştiremeyeceği ise merak konusu.

Saakaşvili görevi boyunca hedeflerinde önemli yol kat etse de, hırslı tutumu ve dış politikadaki birtakım hataları ona itibar kaybettirdi.

Gül Devrimi ve Saakaşvili

Bundan on sene öncesinde eski Sovyet coğrafyasında yaşanan rejim değişiklikleri bir domino etkisi yaratarak dünyanın dikkatini bir anda bölgeye çevirmişti. Turuncu devrimler adıyla anılan bu dalga Gürcistan’ı da içine almış ve Gül Devrimi adıyla ülkede büyük siyasi değişikliklere neden olmuştu. Mihail Saakaşvili, işte bu kansız halk darbesi sonucu, Ocak 2004’te Gürcistan Devlet Başkanı olarak işbaşına geçti. Coğrafyada yer alan tipik liderlik profilinin aksine Saakaşvili henüz 36 yaşındaydı ve dinamik tutumuyla ülkede umudun yeni adı olmuştu. Saakaşvili, göreve başladığı andan itibaren Şevardnadze’nin aksine AB ve ABD yanlısı bir siyasi tutum sergiledi ve ülkenin demokratikleşmesinden yana tavır aldı. Bu iki tercihin de temel amacı aslında ülkeyi dış yatırımlar için güvenli bir liman haline getirmek ve bu yolla ekonomiyi canlandırmaktı. Saakaşvili görevi boyunca bu iki hedefinde de önemli yol kat etse de, hırslı tutumu ve dış politikadaki birtakım hataları ona itibar kaybettirdi.

Gürcistan Saakaşvili liderliğinde demokratikleşme yolunda eski Sovyet döneminden kalma devlet yapısından büyük ölçüde kurtuldu. Rüşvet ülkede günlük devlet-halk ilişkisinin bir parçasıyken son on yılda bu durum Gürcistan’da gözle görülür derecede azaldı.4 Bunun yanı sıra Sovyet döneminde baskı unsuru olarak kullanılan polis gücü de reformlardan nasibini aldı ve polis teşkilatının büyük kısmı yolsuzluk gerekçesiyle cezaevine konuldu. Bunun ötesinde ülke içinde faaliyet gösteren çıkar amaçlı suç örgütlerine de büyük oranda darbe vuruldu. Bu süreç, 2007 yılında yönetime karşı gerçekleştirilen protesto gösterileri ve polisin sert tutumu ile bir nebze sekteye uğradı. Daha sonra Saakaşvili’nin siyasi gücünü kullanarak yakın akrabalarına sağladığı bazı imkânlar, kabinesindeki bakanların ayyuka çıkan yolsuzlukları ve son olarak internete düşen bir Gürcü hapishanesindeki işkence görüntüleri Saakaşvili’nin halk nezdinde itibar kaybetmesine yol açtı. 5

Saakaşvili’nin siyaset arenasındaki bir diğer kozu ise ülkeyi Batı’ya yakınlaştırma vaadi ve bu konuda özellikle ABD ve diğer uluslararası finans çevrelerinden aldığı destekti. Saakaşvili’nin Batı’dan aldığı destek 2005 yılındaki Bush ziyaretiyle doruğa çıktı. Bu desteğe güvenerek Rusya kontrolünde bulunan Güney Osetya ve Abhazya bölgelerine karşı 2008 yılında askeri operasyon başlatan Saakaşvili’nin bu çabası sert bir Rus saldırısı ile karşılık buldu. Bunun neticesinde Saakaşvili’nin tüm popülaritesi tepetaklak olurken, ülkenin Batı yanlısı tutumu da geniş şekilde sorgulanmaya başlandı. Olaylar neticesinde Saakaşvili görevinden istifa etti. Fakat 2009 yılında yapılan seçimlerde düşen popülaritesine rağmen yeniden seçilmeyi başardı.

Gül Devrimi sonrasında büyük umutlarla iş başına gelen Saakaşvili, 2010’lu yıllara girerken birtakım stratejik hataları ve yanlış politikaları sonucunda popülaritesini ve dinamizmini büyük oranda kaybetti. Bu durum, Gürcistan’daki muhalefet eksikliğini gözler önüne serdi. Oluşan bu boşluğu doldurmak ise milyarder İvanişvili’ye düştü.

Gürcistan’a gelmeden önce Fransa’da yaşayan ve oranın vatandaşlığını alan İvanişvili bu yüzden Gürcistan vatandaşlığından atılsa da, uzun siyasi ve hukuki uğraşlar sonucu tekrar vatandaşlığa döndü ve 2012 Eylül ayında yapılan parlamento seçimlerinde Saakaşvili’nin adayını geride bırakarak başbakan oldu.

Gürcistan siyasetinde yeni bir aktör

Abhazya ve Güney Osetya hamlesi Saakaşvili’yi içeride ve dışarıda büyük itibar kaybına uğrattı. İvanişvili, bu dönemi fırsat bilerek, ülke siyasetinde bir anda ekonomik imkânlarını fazlasıyla kullanarak yer edindi. Servetini birçok Rus oligark gibi Sovyetlerin dağılması sonrası oluşan ekonomik bunalıma borçlu olan İvanişvili şu anda Gürcistan’ın en zengin adamı konumunda.6 İvanişvili, 2011 yılında ülkeye dönerek farklı politik noktalarda yer alan birçok partiyi bünyesinde toplayan bir ittifak olan Gürcistan Rüyası partisini kurdu. Gürcistan’a gelmeden önce Fransa’da yaşayan ve oranın vatandaşlığını alan İvanişvili bu yüzden Gürcistan vatandaşlığından atılsa da, uzun siyasi ve hukuki uğraşlar sonucu tekrar vatandaşlığa döndü ve 2012 Eylül ayında yapılan parlamento seçimlerinde Saakaşvili’nin adayını geride bırakarak başbakan oldu. 2012 yılında ise bu kez başkanlık seçimlerinde partisinin adayı Margelaşvili, Saakaşvili’nin adayı Bakradze’ye fark atarak yeni Gürcistan Başkanı oldu.7 İvanişvili’nin kurduğu bu bloğun başarıya uğramasında Saakaşvili’nin iç ve dış politikada vadettiği ajandanın gerisinde kalması kadar eski başbakanının yolsuzluk iddialarının ayyuka çıkması8 ve ülkede devam eden insan hakları ihlalleri de oldukça etkili oldu.

Gerek iç gerekse dış politika bağlamında Saakaşvili’den devraldığı gerçekleştirilmesi güç bir ajandaya sahip olan Gürcistan Rüyası’nın bu rüyayı gerçeğe dönüştürüp dönüştüremeyeceğini hepimiz beraber göreceğiz.

Gürcistan’ın yarını

İvanişvili Gürcü siyasetinde birden belirmesine rağmen, Saakaşvili’ye karşı zaman içerisinde oluşan güçlü bir muhalefet bloğunu temsil ediyor. Bu blok, Şevardnadze dönemi aktörleri de dâhil sağ, sol, liberal, yabancı düşmanı birçok kanattan meydana geliyor. Başkanlık seçimlerinden kısa bir süre sonra başbakanlıktan istifa edeceğini açıklayan İvanişvili’nin siyasetteki etkisinin hem başbakanlık hem devlet başkanlığı koltuklarına getirdiği ve getireceği aktörler üzerinden bu dönemde de sürmesi bekleniyor. Bu yolla hem İvanişvili Gürcistan siyasetinde bir gölge aktör olarak yer alacak hem de kurduğu bloğun ayakta kalması sağlanacaktır. Dış politika bağlamında İvanişvili’nin açıklamalarından ve eylemlerinden çıkarılan sonuç: AB ve Batı yanlısı politikaların biraz çeşitlilikle beraber sürmesi beklentisini destekler niteliktedir.9 Ülkenin hemen hemen beşte birini Saakaşvili’nin oynadığı kumar sonucu kaybeden Gürcistan’da işbaşına gelen herhangi bir liderin bir daha bu şekilde agresif davranmasını beklemek yanlış olur. Bu durumun ülkede yarattığı tutumun, Rusya’ya karşı büyük oranda bir negatif yaklaşımın belirmesinde ve bu negatif yaklaşımın ülkenin dış politika tercihlerinde rol oynayacağı söylenebilir. İvanişvili’nin şu an Rusya işgali altında bulunan topraklarını geri alma çabası da Gürcistan dış politika ajandasının önemli bir parçası konumunda olacak. Propaganda döneminde sürekli Saakaşvili döneminde yaşanan yolsuzlukları ve insan hakları ihlallerini ön plana çıkaran İvanişvili’nin partisinin, bu sorunları çözüp çözemeyeceği ise tam bir merak konusu.

Sonuç olarak, Gürcistan siyaseti yeni bir döneme giriyor. Saakaşvili döneminin kapanmasıyla açılan bu yeni dönem yeni siyasi aktörlerle beraber Gürcistan’a yeni bir dinamizm kazandıracaktır. Gerek iç gerekse dış politika bağlamında Saakaşvili’den devraldığı gerçekleştirilmesi güç bir ajandaya sahip olan Gürcistan Rüyası’nın bu rüyayı gerçeğe dönüştürüp dönüştüremeyeceğini ise hepimiz beraber göreceğiz.


1 http://www.osce.org/odihr/elections/107512

2 http://rt.com/news/chewing-ties-saakashvili/

3 http://www.independent.co.uk/news/people/profiles/bidzina-ivanishvili-the-billionaire-with-a-georgian-dream-8118197.html?action=gallery&ino=8

4 http://www.civil.ge/eng/article.php?id=25516

5 http://www.independent.co.uk/voices/comment/georgias-abu-ghraib-the-horrific-stories-of-prisoner-abuse-8160286.html

6 http://www.forbes.com/profile/bidzina-ivanishvili/

7 http://rt.com/news/georgia-presidential-election-result-819/

8 http://www.bbc.co.uk/news/world-europe-22614940

9 http://www.rferl.org/content/georgia-ivanishvili-interview/25100642.html

Share.

About Author

Bilkent Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü mezunu olan Muhammet Koçak, Rusya'daki müslüman azınlıklar ve eski Sovyet coğrafyasında toplumsal ve siyasal dönüşümler üzerine araştırmalar yapmaktadır.

Leave A Reply