Her müdahale emperyalist değildir

0

Esed rejimini ortadan kaldırmak için bir şey yapmamız gerektiği konusunda hiç şüphem yok. Ve bunu Amerikalı bir solcu olarak söylüyorum.

Amerika’nın Suriye’ye müdahalesine solun gösterdiği muhalefet taktiksel ya da ihtiyatî değil. O ülkede bir iç savaş devam ediyor ve hükümete karşı mücadele veren muhaliflere destek için makul bir ahlâkî esas mevcut.

Başkan Barack Obama’nın Suriyeli muhalif gruplara silâh gönderilmesi vaadine karşı en hararetli itiraz siyasal sol kesimden geliyor. Huffington Post’a yazdığı yazıda M.J. Rosenberg, 19. yüzyıl emperyalizmine geri dönüldüğünden söz ediyordu.

Müdahalenin boşuna olacağını zira muhaliflerin hâlen kaybettikleri ya da el Kaide’nin muhaliflerin arasına karıştığı veya savaşın Ortadoğu’da bir yandaşlık yarışına dönüştüğü gibi iddialar ‘taktiksel endişeler’ ama solun itirazı ilke ile ilgili, taktiklerle ilgili değil. Sol diyor ki; Amerika hiçbir şekilde müdahalelere katılmamalı. Ve bu noktada en önemli referans noktası olarak eski Başkan George W. Bush’un Irak’ı işgaline işaret ediyor. Ancak Rosenberg, Obama’nın müdahalesini Dominik Cumhuriyeti, Grenada, Panama, Lübnan, İran Körfezi, eski Yugoslavya, Somali, Afrika ve Libya’daki müdahalelerle aynı sınıfa koyuyor.

Sanırım yanlış olan bu. Sol, Obama’nın Suriye’ye verdiği tepki ile Ronald Reagan’ın Grenada’ya ya da Bush’un Irak’ı işgaline verdiği tepkiyi aynı kefeye koymaya jeopolitik sonuçlar doğuracak yahut insanî amaçlı kötücül bir müdahaleye karşı çıkıyor. Ayrıca bu durumun, Amerika ve Avrupa’daki solun başka ülkelerin iç savaşlarına veya bağımsızlık mücadelelerine karşı takındığı geleneksel tavrın aksine olduğunu düşünüyorum.

Suriye’de nelerin olup bittiği 2003 yılı başlarında Irak’ta yaşananlardan farklı. Obama yönetimi Amerika’nın çıkarlarının tek taraflı bir müdahale ile korunması şeklinde bir tehditte bulunmuyor ve kısmen barışın var olduğu bir ülkeyle ilgili emelleri yok; ne de Guatemala veya Vietnam’da olduğu gibi müdahale arzusu duyuyor. Amerika’nın Suriye’ye müdahalesi en çok eski Yugoslavya’da 1990’larda gerçekleştirilen müdahaleye benziyor. Amerika diğer ülkelerle birlikte hareket ediyor ve uydu bir rejime kendi şartlarını dayatmıyor.

Suriye’de iç savaş Beşşar Esed rejiminin barışçıl demokratik reform protestolarını vahşi bir şekilde baskı altına almasıyla başladı, bugüne kadar 120.000 kişi hayatını kaybetti. Bazı diktatörler kendi milletlerine ve halklarına karşı bir bağlılık hisseder ama Esed bu savaşta kendi kişisel çıkarları için mücadele ediyor. Bu bir soykırım değil ama bir ‘yurttaşkırım’ ve diğer milletlerin hoşgörüyle bakamadıkları insanlığa karşı işlenen suçlar listesinde yer almalı.

Benim duruşum ise Amerika ve Avrupa’daki solun tarihî duruşunu yansıtarak Amerikan ve Fransız devrimlerine dayanıyor. Amerika ve Avrupa’da sol defalarca özgürlük ve bağımsızlık adına hükümetleri baskı altına aldı.

150 yıl içerisinde Amerika ve Avrupa’da sol 1917 Rus Devrimi’ne, İspanya İç Savaş’ında Cumhuriyetçilere, Güney Afrika’da ırk ayrımı yapıldığı yıllarda Afrika Ulusal Konseyi’ne, Cezayir’in, Vietnam’ın özgürleşmesine ve Portekiz’in Afrika’daki sömürgelerinin bağımsızlığına destek verdi; Kore Yarımadası’na 1950’de Amerika’nın müdahalesine arka çıktı. Son zamanlara kadar sol daima bu tür müdahalelerle yeni-emperyalist veya emperyalist iktidarlara destek veren müdahalelere karşı çıktı; dolayısıyla Vietnam ve Irak müdahalelerine de karşı çıktı. Ama bu fiyaskoların gölgesinde bugün solun büyük bir kısmı bütün müdahaleleri reddediyor, 1990’ların ortalarında Balkanlar’a ve Suriye’ye müdahaleler de dâhil olmak üzere.

Amerika’nın Suriyeli muhaliflere yardım etmek için ne yapabileceği konusunda aklım karışık. Askerî uzman değilim ve bir uçuşa yasak bölge oluşturulması için nelerin gerekli olduğunu da bilmek istemiyorum. Sanırım ne yaparsak yapalım diğer ülkelerle birlikte yapmamız gerekiyor. Ve inanıyorum ki, Esed sonrası bir Suriye için polislik yapmaya yanaşmayacağız. Bütün bu kaygıları Obama da paylaşıyor gibi görünüyor. Ancak Esed rejimini ortadan kaldırmak için bir şey yapmamız gerektiği konusunda hiç şüphem yok. Ve bunu Amerikalı bir solcu olarak söylüyorum.

Kaynak: Carnegie Endowment
Çeviren: Handan Öz

Share.

About Author

John B. Judis Amerikalı gazeteci. The National Journal dergisinde yazarlık, The New Republic ve The American Prospect yayınlarında editörlük yaptı. California Üniversitesi'nde lisan ve yüksek lisansını tamamladı.

Leave A Reply