Irak Savaşı’nda gerçekten kaç kişi öldü?

0

İnsanlar sıradan bir ceset, bir rakam, ölü sayısının bir parçası olma korkusu duymaksızın yaşamak istiyorlar. Şiddetin tırmandığı bir bölgede, ne yazık ki bu uzak bir hayal…

Amerika’nın işgali sonucu Irak’ta hayatını kaybeden Iraklıların sayısının bir milyon olduğu tahmin ediliyordu, ancak son günlerde yapılan bir çalışmayla yeni rakamlar açıklandı.

Irak Savaşı’nın maliyeti ne oldu?

Amerikalılara göre, 4,486 Amerikalı asker, buna ilâveten koalisyon müttefiklerinden 318 asker hayatını kaybederken, maddi kayıp ise trilyonlarla telâffuz ediliyor olsa bile Irak’ta,  Amerika öncülüğündeki işgal sırasında kaç kişinin öldüğü sorusuna cevap vermek düşünüldüğünden daha zor.

Ancak yeni bir incelemeyle daha iyi bir cevaba ulaşmak mümkün oldu. Washington Üniversitesi’nden Amy Agopyan 11 yazar ile birlikte PLOS Medicine dergisinde kabaca bu rakamın 461,000 civarında olduğunu ileri sürüyor. Agopyan’a göre 461,000 Iraklı asker işgal sırasında ya doğrudan ya da dolaylı bir şekilde öldü. Ancak savaş alanından rakamlar alındığında ve daha önce elde edilen rakamlarla ilgili ihtilâf sona erdiğinde araştırmacılar,  Mart 2003-Haziran 2011 tarihleri arasında muhtemel ölü sayısının 48,000-751,000 olduğu sonucuna vardılar.

Araştırma sırasında Iraklı doktorlar ülke genelinde 2,000 kişiye kendi hanelerinde 2001’den bu yana kayıp veya doğum olup olmadığı, aynı dönemde ölen kardeşleri bulunup bulunmadığı sorusunu yönelttiler. Savaşta yakınlarını kaybettiklerini belirten hane sahiplerine ölümlerin silâh, bomba, hava baskınıyla mı gerçekleştiği ve ölümlere kimlerin sebep oldukları soruldu. Araştırmaya katılan Iraklılara ayrıca görüşmeler sonunda ölüm belgelerini görüp görmedikleri sorusu da yöneltildi.

Bu rakamları toplayan araştırma ekibi daha sonra savaşın olmaması durumunda beklenen ölü sayısıyla bulunan rakamı karşılaştırdı. (Savaşın başlangıcından iki yıl öncesine ait rakamlar da hesaba dâhil edilerek beklenen ölüm oranlarına ilişkin dayanak noktası belirlendi.) Ekip, hesaplamalar sonucu 405,000 ölü rakamına ulaştı. Iraklı mülteciler hesaplama kapsamına alınmadı, zira onlara dair ayrı rakamlar mevcuttu. Dolayısıyla dış kaynaklardan da yararlanılarak mültecilere ilişkin rakamın 56,000 olduğu dikkate alınıp hesaba eklendiğinde 461,000 sonucuna varıldı. Unutmayalım ki; bu değerler hem şiddet sonucu ölenleri hem de dolaylı şekilde hayatını kaybedenleri içeriyor.

Şiddet sonucu ölümlerin yüzde 63’ü silâhla vurulmak yoluyla meydana gelirken bombalama sonucu yaşamını kaybedenler yüzde 21 şeklinde açıklandı. Şiddet dışında başka bir sebeple ölenlerin ise neredeyse yarısı (yüzde 47) kalp hastalıkları sonucu hayatını kaybetmişti.

Ölümlerden sorumlu tutulanların yüzde 35’i koalisyon güçleri olurken Iraklıların yüzde 32’sinin milisler tarafından öldürüldüğü belirtildi.

Bütün bunlar dikkate alındığında savaş sırasında Iraklıların yüzde 50 ve üzerinde bir kısmının hayatlarını kaybettikleri ortaya çıktı. Savaş öncesine göre şiddet olayları sırasında ölen yetişkin erkeklerin sayısı üç katına sıçrarken kadınlar için bu oran yüzde 70 olarak tespit edildi. Yaşları 15 ile 60 arasında değişen Iraklılarla ilgili olarak araştırmacılar 132,000 kişinin savaşla bağlantılı şiddet sonucu doğrudan yaşamlarını kaybettikleri bilgisini verdiler. Irak Ölü Sayısı (IBC) adı altında istatistiksel yaklaştırma yöntemini reddederek savaşta ölen sivilleri sayma görevini üstlenen örgüt ise, örneğin aynı dönemde şiddet sebebiyle hayatını kaybedenlerin sayısının yaklaşık 157,000 olduğunu açıkladı.

Bu yeni rakamlar küme örnekleme yöntemiyle, 2006 yılında The Lancet tarafından yayımlanan rakamlara dayanarak yeniden hesaplama yoluyla elde edildi. The Lancet, savaşın ilk üç yılında şiddet olaylarında ölenlerin sayısının 601,000 olduğu sonucuna varmıştı.

Sayıların “yetkililer” tarafından bir araya getirildiğini düşünebilirsiniz. Ancak Suriye’de şimdi olduğu gibi savaş meydanında bu tür rakamların bir araya getirilmesi gerçekten zor, özellikle cephe hattının nerede başlayıp bittiği belli değilse. Irak İnsan Hakları Bakanlığı şiddet ölümlerini hesaplarken Amerika’dan bu konuda resmi bir açıklama gelmedi. Ancak Agopyan Amerika’nın Irak işgali sırasında sivil ölüm vakalarını kimi zaman saydığını kaydetti.

Başlangıçta Amerikan ordusu sivil ölü sayısının çetelesini tuttuklarını inkâr etse de 2011 Wikileaks belgeleri koalisyon güçlerinin sayım yaptıklarını ortaya koydu. İlgili Wikileaks belgelerinin Ekim 2010’da yayımlanmasıyla IBC kendi elde ettikleri rakamları da bu sayılara ekledi ancak kısa bir süre önce her iki gruba ait veri tabanlarının karşılaştırılmasıyla küçük vakaların genellikle basın haberlerinde “atlandığı” anlaşıldı. Örneğin, Bağdat’da bir tıp fakültesi dekanının neden öldürüldüğü sorulduğunda The New York Times’tan Tim Arango, Agopyan’a Nisan 2011’de “Ne yazık ki her gün çeşitli öldürme vakaları meydana geliyor ve bunların hepsini haberleştiremiyoruz” açıklamasında bulundu.

Sonuç olarak ölü sayısı önemli mi?

Modern savaş sivillerin kaderiyle ilgili endişelere de sebep oluyor; siviller de zayiat veriyor veya zulme uğruyor.

Ölümlerin meydana geldiği devletlerde yaşanan endişenin ötesinde savaşta öldürülen masum insanların kaderi başka bir yerde güçlü bir etkiye sebep olabiliyor, özellikle medyanın özgür veya sözde özgür olduğu ülkelerde (Amerika ve onun NATO müttefiklerinin eski Yugoslavya, Irak ve şimdi de Afganistan ile Pakistan’da durumu teyit edecekleri üzere). Tuhaftır ki sabah haberlerine yansıtılan ölü sayıları kamuoyunu etkilerken, gerçek ölü sayısı izlenecek politikaları belirliyor. Sonuç olarak siviller ve askerlere ait bu minval üzere benzer rakamlar sıklıkla şüpheli bulunuyor; üstelik siyasal mülâhazalarla belirleniyor.

Irak’ta savaş öncesinde hayatını kaybedenlerin sayısı genellikle gerçek rakamlardan daha düşüktü.

Agopyan’ın araştırmasına paralel bir şekilde Dünya Sağlık Örgütü’nden Salman Rawaf bu noktayı dile getirdi.

Agopyan ve ekip arkadaşlarının bulguları bazı ailelerin verdikleri kayıpların en azından kabul edilmiş olmasıyla bir parça rahatlamalarına yardımcı olabilir ama devam eden mezhep çatışmaları sırasında meydana gelen bombalamalar, işlenen cinayetler güvensizlik duygusunu arttırıyor. Evet, bilim camiası olarak doğru sonuçlar/gerçek rakamlar bekliyoruz ve bu sonuçların gelecekteki savaşlara karşı delil olarak kullanılmaları da mümkün. Ancak insanlar sıradan bir ceset, bir rakam, ölü sayısının bir parçası olma korkusu duymaksızın yaşamak istiyorlar. Şiddetin tırmandığı bir bölgede, ne yazık ki bu uzak bir hayal…

Kaynak: PSMAG

Çeviren: Handan Öz

Share.

About Author

Yeni Türkiye, ülke ve dünya gündeminin önemli başlıklarını bir araya getirmeyi amaç edinen bir yorum-analiz sitesidir. İç politika, bölgesel ve küresel siyaset, ekonomi ve düşünsel akımları kapsayan geniş bir alanda yayın faaliyeti yürütmektedir. Türkiye ve dünyanın önde gelen medya organlarını, web sitelerini ve düşünce kuruluşlarını düzenli olarak takip eden Yeni Türkiye, sahip olduğu geniş yazar kadrosunun özgün üretimleri dışında en güncel ve seçkin yazılı, sesli ve görsel haber, yorum, analiz ve raporları okurlarıyla buluşturuyor. Türkiye ve dünya gündemine olabildiğince geniş bir perspektifle bakmayı amaçlayan düşünsel bir platform olarak tasarlanan Yeni Türkiye, okuyucularının özgün yorumlarına da yer vermektedir.

Leave A Reply