Obama ve Xi: ABD ve Çin aynı dili konuşabilir mi?

0

Amerika’nın Çin’in isteklerini görmezden geldiği Obama-Xi Zirvesi’nde Çinliler de Amerika’nın çağrılarına eşit derecede kayıtsızlıkla karşılık verdi.

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Barack Obama ile Çinli mevkidaşı Xi Jinping zirvesi ile ilgili olarak yükselen ortak ses: “Çin ve Amerika yeni bir tür büyük güçler ilişkisi inşa etmelidir” diyordu. Amerika’nın mesajı ise siber dünyanın ihlâli, Kuzey Kore, insan hakları ve ekonomik konuları içeriyordu. Her iki taraf bu zirvenin iki başkanın birbirini tanıması için bir fırsat olduğuna dikkat çekerken, aynı dili konuşmamaları durumunda bunun kolay olmayacağını da not ediyordu.

Gerçek şu ki; Washington ile Pekin birbirlerine karşı nadiren aynı tonda karşılık veriyor. Çinliler ikili ilişkilere önce bir dizi ilkeler veya bir kavram oluşturmak yolu ile yaklaşırken ayrıntılara daha sonra odaklanıyor. Amerikalılar ise, tersine, önce ayrıntıları ve konuları ele almak istiyor. Bir buluşma noktası oluşturmak veya görüşmeleri belli bir çerçeveye oturtmak ise dördüncü veya beşinci sırada geliyor.

Şimdilerde Çinliler yeni bir ikili ilişki ortaya koyabilmek için ellerinden gelenin en iyisini yapmaya çalışıyor ama bu çabalara belli birtakım özellikler eklenmediği sürece ilerleme kat edilmesi belki de mümkün olmayacak. Resmi ve gayri resmi seslerdeki artış gerçek mesajın kaybolmasına sebep oluyor. Bazı Çinli yetkililer yeni bir tür ilişkinin Amerika’ya bağlı olduğunu ileri sürerek Çin’in üstüne düşeni yaptığını kaydediyor. Eski Çin Büyükelçisi Lü Fengding, örneğin “Çin’in samimiyetini en iyi şekilde gösterdiğini, Amerikalıların da uygun adımlar atması, en azından siber saldırılar gibi bahaneler üretmekten vazgeçmesi ve Amerikan kamuoyunu yanlış yönlendirmemesi gerektiğini” belirtiyor. Eski Çin Büyükelçisi’ne göre Amerika keza Asya-Pasifik stratejisini yeniden dengeleme konusundaki niyetlerini açıkça ortaya koymaktan ve Çin’in asıl çıkarlarını ilgilendiren iç politika gibi konularda müdahil olmaktan vazgeçmeli…

Diğer Çinli yetkililer ise olaya daha adil bir yaklaşım gösteriyor. Önde gelen isimlerden ve eski Çin Dışişleri Bakanı Yang Jiechi’nin kardeşi Yang Jiemian’a göre yeni bir tür Amerika-Çin ilişkisi; yeni düşünceler, yeni bir düşünme tarzı, yeni bir davranış kuralları bütünü ve yeni değerler anlamına geliyor. Daha özelde ise Yang Amerika ve Çin’in ideolojik farklılıklarının ötesine geçebilmelerinin yeni ortak değerler inşa edebilmenin ve küresel konularda birbirlerini desteklemenin, stratejik düşünceler ve politikalarda eşgüdümlü davranabilmenin önemine dikkat çekiyor. Çin Uluslararası Etütler Enstitüsü Başkan Yardımcısı Ruan Zongze ise yeni bir tarzın “büyük güçler arasında egemenlik dayatmasına girişmeksizin tarihî bağları sıfır toplamlı oyundan (zero sum game) kaçınarak ele almaları ile mümkün olabileceğini kaydediyor.

Ancak bütün bu farklılıklara rağmen Çinliler daha fazla şey istiyor gibi, sanki sormak istemedikleri bir şey var gibi… Jamil Anderlini Financial Times’daki yazısında bunun bir eşit ortaklık olabileceğini ileri sürüyor. Yine de bugün için ABD böyle bir ortaklığı desteklemeye hazır değil ve bu yeni bir tür ilişki kavramını en dar anlamıyla ele alma yoluna gidiyor. Amerika Eski Ulusal Güvenlik Danışmanı Tom Donilon, “Bazı tarihçiler ve teorisyenlerin ileri sürdüğü gibi yükselen ve mevcut güçlerin her nasılsa çatışmaya düşmesinden” kaçınabilmek için “her iki tarafa düşenin, mevcut güç ile yükselmekte olan güç arasında yeni bir ilişki modeli geliştirmek olduğunu” kaydediyor:

Amerika kendi adına zirvede yeni fikirlere mesafeli davranarak mesajını açıkça iletmeyi tercih etti. Amerika’nın her zaman istediği: Siber saldırıların durdurulması, IP hırsızlığının sonra erdirilmesi, insan hakları ihlâllerine son verilmesi, Kuzey Kore nükleer programının durdurulması, Doğu ve Güney Çin Denizi’ndeki gerginliğin azaltılması ile serbest ticaret ve yatırımın önündeki engellerin kaldırılması.

Amerika’nın Çin’in isteklerini görmezden geldiği zirvede Çinliler de Amerika’nın çağrılarına eşit derecede kayıtsızlıkla karşılık verdi. Belki tüm bunlar, iki ülkenin aynı dili konuşmamalarından çok birbirlerini dinlemek istememeleriyle ilgili…

Kaynak: BLOGS.CFR, 07 Haziran 2013

Çeviren: Handan Öz

Share.

About Author

Yeni Türkiye, ülke ve dünya gündeminin önemli başlıklarını bir araya getirmeyi amaç edinen bir yorum-analiz sitesidir. İç politika, bölgesel ve küresel siyaset, ekonomi ve düşünsel akımları kapsayan geniş bir alanda yayın faaliyeti yürütmektedir. Türkiye ve dünyanın önde gelen medya organlarını, web sitelerini ve düşünce kuruluşlarını düzenli olarak takip eden Yeni Türkiye, sahip olduğu geniş yazar kadrosunun özgün üretimleri dışında en güncel ve seçkin yazılı, sesli ve görsel haber, yorum, analiz ve raporları okurlarıyla buluşturuyor. Türkiye ve dünya gündemine olabildiğince geniş bir perspektifle bakmayı amaçlayan düşünsel bir platform olarak tasarlanan Yeni Türkiye, okuyucularının özgün yorumlarına da yer vermektedir.

Leave A Reply