Paralel medyanın Uygur yalanları

0

Düşmanlıkları o kadar vicdanlarını kör etmiş ki Türkiye’yi terörle bağdaştırma çalışmaları bir tarafa (Batı’da bunun da karşılığı azalmaya başladı) kıskaç altındaki Türkmen ve Uygurlara verdikleri zararı hiç önemsemiyorlar.

Uygurlar ve Türkmenler. Türkiye’de “yerli” ve vicdanı olan her kesimin kaderlerini Türkiye’yle bağlı gördüğü iki topluluk. Daha da ötesi, bu iki topluluk da kendi kaderlerini Türkiye’ye bağlı görmekte. Başları dara düştüğü zaman medet umacağı yegâne ülke de Türkiye. Hatırlayan olacaktır; Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun Doğu Türkistan’da yaşlı Uygur ‘a sarılırkenki samimiyeti tüm Türkiye’nin samimiyetiydi. Bu yüzdendir ki Türkiye şimdiye kadar on binlerce Uygur ve Türkmen’i topraklarına kabul etti ve bunlar Türkiye toplumunun bir parçası oldular. Maalesef, hepsi Türkiye’ye hicret etme şansına sahip olamadılar. “Çin işkencesi” altında yaşayan milyonlarca Uygur, Esed ve/veya IŞİD zulmü altında yaşam mücadelesi veren yüz binlerce Türkmen, Türkiye’nin yardım elini gözlüyor.

Türkiye imkanları dahilinde yardım etmeye çalışırken bir de bu yardımlar üzerinden, freelance muhbire dönüşen paralel yapının kara propagandasına maruz kalıyor. İlginçtir ki bu yapı Türkiye’nin çoğunun hassas olduğu Uygurları ve Türkmenleri kendilerine malzeme yapıyor. Suriye’de Türkmenlere yardım götüren TIR’ları engelleyerek IŞİD ve Esed’in elini güçlendirirken; şimdi de Uygur-IŞİD ilişkisi kurmaya çalışıp Çin’in ekmeğine yağ sürüyor.

Uygurların terör bağlamında ele alınması Çin’in uzun süredir izlediği bir strateji. Uygurlara çocuklarına Kuran öğretmeme yemini ettiren, başörtüsünü külliyen yasaklama sürecinde olan, imamları meydanda dans ettiren ve Uygurları öldürüp üzerlerine beton döktüren bir devletin Uygurlara yönelik terör propagandasını satın almak ve bu vesileyle Türkiye’ye çamur atmak için ya Çin muhibbi ya da Türkiye düşmanı olmalısınız.

ÇİN SEVGİSİ Mİ TÜRKİYE DÜŞMANLIĞI MI?

Türkiye düşmanlıkları artık kamuya mal olmuş bu yapıya dair merak uyandıran konu ise Çin’le ilişkileri. Birkaç ay önce yapının gazetelerinden birisinde ancak Çin’in propaganda aygıtlarından çıkabilecek ciddiyetsizlikte, sürrealist bir Çin-Uygur ilişkileri yazısı vardı. Yazıya göre Çin, Uygurlara gözü gibi bakıp, farklılıklarına büyük “hörmet” gösteriyor hatta onlara karşı pozitif ayrımcılık uyguluyormuş… Kurnazlıktan mıdır, maruz kalınan propagandanın kuvvetinden midir bilinmez ama bu denli mizah konusu olacak seviyedeki Çin övgüsü, şu anda kurulmaya çalışılan Uygur-IŞİD ilişkisi ile birleşince insan ister istemez “Çin’den beklentileri nedir?” diye sormadan edemiyor.

UYGURLARA MERHAMET EDİN!

Türkmenlere yardım götüren tırlar durdurulduğunda da şimdiki Uygurlara yönelik tezviratlarda da ana çaba aynı: Türkiye’yi terörle işbirliğiyle suçlamak. Düşmanlıkları o kadar vicdanlarını kör etmiş ki Türkiye’yi terörle bağdaştırma çalışmaları bir tarafa (Batı’da bunun da karşılığı azalmaya başladı) kıskaç altındaki Türkmen ve Uygurlara verdikleri zararı hiç önemsemiyorlar. Ocak ayında çıkan Çin devlet medyası kaynaklı bu propagandayı yeni duymuş olacaklar ki Çin devlet medyası hassasiyetiyle tekrar pişirip nisan ayında yayınlıyorlar. İddianın habercilik açısından nerede tutsan elinde kalacağından bahsetmeyeceğim bile; yine de meşhur deyimi kullanmadan edemeyeceğim: “Ya sayı saymasını bilmiyorsun ya da hiç dayak yemedin.” Metinde geçen yüz bin, elli bin gibi sayılar doğru olsaydı Uygurlar Suriye’de bir “Batı Türkistan” kurarlardı. Veya IŞİD bir Uygur örgütüne dönüşürdü. Çin Komünist Partisi’yle bağlantılı The Global Times bile IŞİD’le birlikte savaşan Uygur sayısına 300 derken, elli binler, yüz binler de nereden çıkıyor?

IŞİD denilen örgütte 90 küsur ülkeden yabancı savaşçı var. Bunların içerisinde Uygur olduğu gibi İngiliz de Fransız da var. Tamam anladık Türkiye düşmanlığınız onulmaz; ama işkencesine su taşıdığınız Çin’in hedef aldığı Uygurlara biraz merhamet edin.

Share.

About Author

SETA’da Dış Politika Araştırmaları Direktörlüğü görevini yürüten Ufuk Ulutaş, Bilkent Üniversitesi Siyaset Bilimi bölümünde lisans ve Ohio State Üniversitesi tarih bölümünde yüksek lisans derecelerini tamamladı. Ohio State Üniversitesi’nde doktora adayı oldu. Kudüs İbrani Üniversitesi’nde İbranice ve Ortadoğu politikası dersleri aldı. 2004-2009 yılları arasında Ohio State Üniversitesi’nde ders verdi. Mershon Uluslararası Güvenlik Çalışmaları Merkezi’nde araştırma asistanı ve Melton Yahudi Çalışmaları Merkezi’nde önce “Samuel M. Melton” ardından “George M. & Renée K. Levine” araştırmacısı olarak çalıştı. SETA Washington DC’de Ortadoğu Programı Koordinatörlüğü görevini yürüttü. Ortadoğu siyaseti ve tarihi, İsrail ve Yahudi tarihi, Türk dış politikası ve ABD’nin Ortadoğu politikası üzerine çok sayıda akademik makale ve rapor kaleme aldı. Halen TRT Türk kanalında “Küresel Siyaset” isimli dış politika ağırlıklı bir program sunmakta ve Akşam Gazetesi’nde köşe yazarlığı yapmaktadır.

Leave A Reply