Ruhani: Obama’nın en büyük testi

0

Amerikan Başkanı Barack Obama başkanlık döneminin en kritik anıyla karşı karşıya bulunuyor. Amerika-İran görüşmelerinin sonucu muhtemelen önümüzdeki on yıl için Amerika’nın Ortadoğu politikasını belirleyebilir.

Amerikan Başkanı Barack Obama başkanlık döneminin en kritik anıyla karşı karşıya bulunuyor. Amerika-İran görüşmelerinin sonucu muhtemelen önümüzdeki on yıl için Amerika’nın Ortadoğu politikasını belirleyebilir.

2008 yılında göreve geldiğinden bu yana Obama, liberal enternasyonaller ile realist destekçileri ve şahinvari İsrail yanlısı unsurlar arasındaki farklılıkları dengelemeye çalıştı. Obama’nın bu çabası, İsrail’in Batı Şeria’daki yerleşke inşaatını durdurması anlamına gelirken, İsrail’in İran’a yönelik muhtemel saldırı planları üzerinde soğuk duş etkisi gösterdi. Ancak şimdi bütün bu konular bir kaynama noktasına yaklaşıyor. İran’ın yeni liderleri her fırsatta yaptırımlardan biraz nefes almak istediklerini ve Batı ile sağduyulu bir ilişki arzu ettiklerinin işaretini veriyorlar. Karşılığında İran, kısıtlamaları kabul edeceklerini ve nükleer programının izlenmesine rıza göstereceklerini, nükleer silâh üretmediklerini garanti edeceklerini belirtiyor. On yıllardır Amerika’nın Ortadoğu’daki ilişkilerini ayarlaması çağırısında bulunan İsrail ise bu gidişat karşısında bir tür panik olurken, Obama’nın ve Batı’nın İran ile yumuşama sürecine gireceğinden, durumun normal ve karşılıklı fayda sağlayan ilişkilere yol açmasından korkuyor.

İsrail Tayvan’ın 1971’deki hâli gibi ancak Chiang Kai-shek’in milliyetçi rejiminden daha fazla ve geniş anlamda kültürel ve ekonomik güce sahip. Bill Kristol ve Weekly Standard İran’ın yeni Cumhurbaşkanı Hassan Ruhani’nin Batı’ya karşı Hitlervari tehditte bulunduğunu ve dahası İsrail’in Batı’nın lideri olduğunu iddia ediyorlar. Bu tuhaf iddia, tam da İsrail askerî güçlerinin Avrupalı diplomatların Batı Şeria’da İsrail’in devam etmekte olan etnik temizleme karşısında Araplara yardımda bulunmalarını engelleyici bir tutum sergiledikleri sırada yapılıyor. Dolayısıyla, evet İsrail kesinlikle Batılı bir liderlik modeli ve eğer bu liderlik etnik temizlik ile Batılı diplomatların istismarından oluşuyorsa İsrail bir model…

Ve İsrail Amerika’nın İran ile savaşa girmesini istiyor ya da en azından sürekli Washington’un Ortadoğu’daki nükleer silâh tekelini yalnızca İsrail’in elinde bulundurmasını, hatta uranyum zenginleştirme ve nükleer yakıt bilgisini de tek başına elinde bulundurmasını garanti etmesini istiyor. Eski İngiliz Başbakanı Margaret Thatcher, İsrail’in diğer ulusların sahip olmasını istemediği haklara sahip olmak için ısrarcı olarak hata yaptığını kaydetmişti. O vakitler Thatcher Filistinlilerin devlet olma emellerini dillendiriyordu. Ancak Thatcher’in sözleri aslında diplomasinin altın kuralının bir ifadesiydi ve İsrail nükleer politikası için de kullanılabilirdi.

Obama bu baskıya karşı dayanma gücüne ve isteğine sahip mi, Amerika’nın bu büyük, teknolojik anlamda gelişmiş, demokrasiye meyilli Müslüman ülkesiyle düzenli ilişkiler kurup bundan yarar elde etmesi için çalışır mı? Bütün bunlar Obama’nın en büyük testi olacak.

Kaynak: The American Conservative

Çeviren: Handan Öz

Share.

About Author

Scott McConnall, Amerikalı gazeteci ve The American Conservative'in kurucu editörü. Colombia Üniversitesi'nde Tarih alanında doktora çalışmasını tamamladı. 1976 yılında Jimmy Carter'in seçim kampanyasında görev aldı. New York Post, New York Press gibi çeşitli dergi ve gazetelerde yazıları yayınlandı.

Leave A Reply