Rusya Mısır’daki darbeyi nasıl okuyor?

0

Rusya’nın Mısır’daki darbeye “darbe” diyememesinde çok fazla şaşılacak bir durum olmamakla birlikte, bu tavrın altında yatan sebepleri anlayabilmek için Rusya-Mısır ilişkilerinin tarihi geçmişine ve Rusya’nın güncel dış politika yönelimlerine bakmamız yeterli olacaktır.

Mısır’ın seçilmiş ilk cumhurbaşkanı olan Muhammed Mursi’nin 3 Temmuz’da askeri darbe sonucunda görevinden uzaklaştırılmasına ABD, AB ve Çin gibi Rusya’da “darbe” demekten kaçındı, taraflara karşılıklı sağduyu ve itidal çağrıları yaparak kendi tavrını ortaya koydu.

Rusya’nın Mısır’daki darbeye olan bu tavrı aslında çok fazla şaşılacak bir durum olmamakla birlikte, bu tavrın altında yatan sebepleri anlayabilmek için Rusya-Mısır ilişkilerinin tarihi geçmişine ve Rusya’nın güncel dış politika yönelimlerine bakmamız yeterli olacaktır.

İki ülke arasında diplomatik ilişkilerin başlangıcı

İki ülke arasındaki diplomatik ilişkiler 1943 yılında başladı ve özellikle 1950’li yıllarda General Cemal Abdul Nasır’ın iktidarı döneminde giderek gelişti. Özellikle bugün Mısır’ın askeri ve bürokratik yapısında bulunan yetkililerin bir bölümü SSCB’de eğitimlerini tamamlamışlardı. Bu jenerasyonun en öne çıkan isimlerinden birisi de Kırgızistan’daki Sovyet Askeri Havacılık Akademisi’nden mezun olan geçmiş cumhurbaşkanı Hüsnü Mübarek’ti.

1956 yılındaki Süveyş Krizi’nde SSCB’nin Mısır’dan yana Batı’ya karşı takındığı sert tavır iki ülke arasındaki ilişkileri zirveye çıkardı. İkili ilişkiler her ne kadar Enver Sedat döneminde Mısır’ın izlediği Batı yanlısı siyasetten dolayı kopma noktasına gelmiş olsa da, Mübarek’in yönetime gelmiş olması ile yeniden tesis edildi ve bugün iki ülke diplomatik ilişkilerinin kuruluşunun yetmişinci yılını kutluyorlar. İki ülke arasındaki ilişkilerin önem boyutu Muhammed Mursi’nin göreve geldikten sonra nisan ayında Rusya’ya gerçekleştirmiş olduğu ziyaret ile bir kez daha ortaya kondu.

Rusya’nın Mısır’daki hedefleri

Rusya’nın Mısır’daki darbeye “darbe” diyerek kesin bir tutum sergilememesinin genel çerçevesini ise Rus dış politikasının yaklaşımları ile yorumlamak gerekiyor. SSCB’nin dağılmasından sonra Rusya’nın özellikle Post-Sovyet coğrafya üzerinde avantajlarını kullanarak izlemiş olduğu politika bugünkü Rusya’da, Sovyet mirasının olduğu özellikle Afrika ülkeleri ile Suriye ve Mısır gibi ülkelerde devam ettiriliyor. Bunun kanıtını ise bu ülkelere ciddi Rus yatırımlarının yapılması ve askeri modernizasyon tarzı gelişmeler oluşturuyor.

Rus dış politikasının Mısır boyutuna baktığımız zaman Rusya’nın önceliklerinin ekonomik kayıp ve ulusal güvenliğin tehdit edilmesi kaygıları olduğunu görmekteyiz. Ekonomik anlamda Mısır dünyada Rusya’dan buğday ithalatı yapan ülkeler sıralamasında ilk sırada yer alırken, 2013 yılı itibarıyla iki ülke arasındaki ticaret hacmi 3,5 milyar dolar düzeyinde. Buna ek olarak iki ülke arasındaki turizm potansiyeli Arap Baharı’na rağmen yaklaşık %35’lik bir artış gösterdi. Rusya’nın Mısır’daki en büyük hedeflerinden bir diğeri ise enerji sektörüne yönelik. Rusya petrol ve doğalgaz sektöründe yapmayı planladığı yatırımların yanı sıra özellikle nükleer enerji konusunda istekli olan Mısır’ın bu isteğine de cevap vermek için en ön sırada bekliyor. Özellikle Güneydoğu Sahra bölgesindeki zengin uranyum yatakları ve Rusya’nın Mısır gibi bir ülkenin nükleer enerji konusundaki yatırım formatına uygun olması, Rusya’yı bu konuda daha da iştahlandırıyor.

Rusya’yı rahatsız eden husus

Rusya’nın ulusal güvenliği noktasında ise, Rusya Suriye’de halen süren iç savaşın bölgeye getirdiği istikrarsızlığa Mısır’ın da eklenmesinin kendisine hiçbir şey kazandırmayacağını bildiği gibi kendi ülkesindeki bazı sıkıntılı noktaları kaşıyacağından rahatsız oluyor. Özellikle Mısır’daki durumun daha kötüye gitmesi ve radikal İslami örgüt yapısına benzer kesimlerin ülkede prim yapması ihtimali Rusya tarafında bu yapılanmaların Kuzey Kafkasya’daki benzer yapılanmalar ile etkileşimde olabileceği kaygısını da beraberinde getiriyor.

Uzun vadede Mısır’da muhatap mercii görme isteği

Sonuç olarak, Rusya’nın Mısır’daki askeri darbeye “darbe” demeyerek sürecin uzun soluklu olabileceği öngörüsünde bulunduğunu söyleyebiliriz. Kuşkusuz ki bunun en büyük nedeni de, Rusların, ordunun Mısır siyasetindeki kökleşmiş bir faktör olduğunu iyi bilmelerinden ileri geliyor. Bu sebeple de Kremlin ülke içi dinamikleri iyi bildiğinden sorunun kısa vadede çözümünü olası görmemiş ve ordu gibi bir faktörü karşısına almaktansa uzun vadede Mısır’da karşısında bir muhatap mercii görmeyi yeğlemiştir. Çünkü Mısır’da darbe yönetiminin yerine seçimle gelecek olan yeni bir yönetim bile, ne olursa olsun, “darbe” demedi diye Rusya’yı karşısına alacak bir yönetim olmayacaktır. Her ne kadar Rusya’nın Mısır konusunda söylem üretmekte kısır kaldığı düşünülse de, gerçek; Rus dış politikasında duygusallığa yer olmadığıdır.

Share.

About Author

Yeni Türkiye, ülke ve dünya gündeminin önemli başlıklarını bir araya getirmeyi amaç edinen bir yorum-analiz sitesidir. İç politika, bölgesel ve küresel siyaset, ekonomi ve düşünsel akımları kapsayan geniş bir alanda yayın faaliyeti yürütmektedir. Türkiye ve dünyanın önde gelen medya organlarını, web sitelerini ve düşünce kuruluşlarını düzenli olarak takip eden Yeni Türkiye, sahip olduğu geniş yazar kadrosunun özgün üretimleri dışında en güncel ve seçkin yazılı, sesli ve görsel haber, yorum, analiz ve raporları okurlarıyla buluşturuyor. Türkiye ve dünya gündemine olabildiğince geniş bir perspektifle bakmayı amaçlayan düşünsel bir platform olarak tasarlanan Yeni Türkiye, okuyucularının özgün yorumlarına da yer vermektedir.

Leave A Reply