Suriye Baas rejimini diriltme planı

0

Suriye’de inisiyatif alan ilerliyor. Kenarda durup inisiyatif alınmasını izleyen de zarar görüyor. Türkiye’nin Cerablus-Azez hattında fiili “güvenli bölge” inisiyatifi karşısında ABD’nin hemencecik kriz yönetme moduna geçmesinin sebebi de bu.

Başta Suriye ve Irak’ı dolaylı olarak da Türkiye de dâhil olmak üzere tüm Ortadoğu’yu ilgilendiren çok kritik müzakereler yürütülüyor hali hazırda. Baş döndürücü bu trafiğin merkezi Rusya. Moskova çok kısa bir süre içerisinde ABD, Suudi Arabistan, Suriye rejimi, İran ve Suriye muhalefetinden kilit isimleri ağırladı. Eşzamanlı olarak ise İran planı olarak lanse edilen Suriye’de ateşkes, anayasa değişiklikleri, birlik hükümeti gibi maddeleri içeren bir teklif dolaşıma sokuldu. Rusya’nın Esed takıntısının olmadığı haberleri özellikle muhalefet-Lavrov görüşmesi sonrasında yayılırken, Rusya’nın Esed rejimine 6 tane MİG-31 tipi savaş uçağını teslim ettiği açıklandı. Suudi Arabistan’ın başını çektiği koalisyon Aden’i Husilerden temizlerken, muhaliflerle İran arasındaki Zabedani görüşmeleri önce ateşkese sebep oldu ardından da İran’ın muhaliflere Zabedani’yi terk edin demesinden sonra tekrar başladı. Tabii bu arada DAEŞ Marea’da bazı köylere saldırdı, PKK ise terör saldırılarına devam etti. Muhalifler Hama kırsalında ilerliyor, rejim defansta, havadan ölüm yağdırıyor ancak…

Kısacası Suriye merkezli olmak üzere bölgesel bir pazarlık dönüyor. Üç aktör, ABD, Rusya ve İran, Suriye, Irak ve Yemen’de yeni bir dengenin kurulması konusunda anlaşmış ve bütün çaba Suudi Arabistan’ı da bu denkleme katmaya yoğunlaşmış durumda.

Genel bir ifadeyle Yemen’de İran’ın Husilere desteğini çekmesi, Suriye’de Suudi Arabistan’ın İran planına destek vermesi, Suriye’de Esed rejiminin korunması (en can alıcı konu Esed’in rejimin başında kalıp kalmaması) ve herkesin DAEŞ’e yoğunlaşması üzerine kurulan bir denge bu. İran’ın askerlerini ve milislerini Suriye’den çekmesi, Suudi Arabistan’ın ise muhalefete verdiği desteği sona erdirmesi de planın parçalarından. Bunlar hayata geçebilirse Suriye’de bu dört ülkenin desteklediği bir ateşkes ilanı yapılacak, “münasip görülen muhalefet” Esed rejimiyle masaya oturtulacak ve rejim kurumlarının korunduğu (ne kaldıysa) araya da münasip muhalefetin serpiştirildiği bir milli birlik hükümeti kurulacak. Rusya ve İran bu süreçte Esed’in elleriyle büyüttüğü Şam muhalefetini ve İran ve ABD’nin partneri PKK/PYD’yi “muhalif” saflarında ön plana çıkaracak. Suriye’nin organik muhalefeti de “DAEŞ’le mücadelenin” ikinci aşamasında hedefe oturtulacak.

Suriye’de inisiyatif alan ilerliyor. Kenarda durup inisiyatif alınmasını izleyen de zarar görüyor. Türkiye’nin Cerablus-Azez hattında fiili “güvenli bölge” inisiyatifi karşısında ABD’nin hemencecik kriz yönetme moduna geçmesinin sebebi de bu. DAEŞ bahanesiyle Baas rejimini diriltme planını bozacak tek aktör Türkiye. Güvenli bölgenin hayata geçirilmesiyle muhaliflerin Halep’i ele geçirip İdlip, Hama ve Lazkiye kırsalıyla birleştirmesi bu planı uygulanabilir olmaktan fiilen çıkarır ve Suriye’nin organik muhalefetini müzakere masasının güçlü bir aktörü yapar. Fakat ABD, Türkiye’nin fiili güvenli bölge oluşturacak operasyonunu tek başına yapmasını ve Baas’ı diriltme operasyonunu baltalamasını engellemeye çalışıyor. Tam da bu sebepten ABD’li yetkililerin de dediği gibi son birkaç haftadır Türkiye’nin DAEŞ’i vurmasını “beraber planlayalım” diyerek geciktiriyor. ABD’nin geciktirdiği DAEŞ operasyonları üzerinden de kara propagandayı maalesef Türkiye yiyor.

Share.

About Author

SETA’da Dış Politika Araştırmaları Direktörlüğü görevini yürüten Ufuk Ulutaş, Bilkent Üniversitesi Siyaset Bilimi bölümünde lisans ve Ohio State Üniversitesi tarih bölümünde yüksek lisans derecelerini tamamladı. Ohio State Üniversitesi’nde doktora adayı oldu. Kudüs İbrani Üniversitesi’nde İbranice ve Ortadoğu politikası dersleri aldı. 2004-2009 yılları arasında Ohio State Üniversitesi’nde ders verdi. Mershon Uluslararası Güvenlik Çalışmaları Merkezi’nde araştırma asistanı ve Melton Yahudi Çalışmaları Merkezi’nde önce “Samuel M. Melton” ardından “George M. & Renée K. Levine” araştırmacısı olarak çalıştı. SETA Washington DC’de Ortadoğu Programı Koordinatörlüğü görevini yürüttü. Ortadoğu siyaseti ve tarihi, İsrail ve Yahudi tarihi, Türk dış politikası ve ABD’nin Ortadoğu politikası üzerine çok sayıda akademik makale ve rapor kaleme aldı. Halen TRT Türk kanalında “Küresel Siyaset” isimli dış politika ağırlıklı bir program sunmakta ve Akşam Gazetesi’nde köşe yazarlığı yapmaktadır.

Leave A Reply