Türkiye gazeteciler cemiyeti’ne laf yok!

0

TGC’nin ödül verdiği kurum ve kişilerin neresi tek-tip? Sosyalisti de var, Kemalisti de, Gülenisti de. Ödül verilen kurum ve kişilerin hepsinin birden AK Parti ve Erdoğan karşıtı olmasında ise şaşılacak bir şey yok.

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti diye bir yer var.
Yer dediysem, öyle kuru bir mekanı kastetmiş değilim.
Adı üstünde bir cemiyet, ama en çok da bir mefkure o.
Türkiye’de basın özgürlüğünün, basın ahlakının mütecanis hali.
Kimileri, anlam veremediğim şekilde bu örgütü (sosyolojide kurum yerine de kullanılır, endişeye mahal yok) üç beş insanın elinde oyuncağa dönüşmüş bir yapı olarak değerlendiriyor.
Kimileri ise kendi küçük mahallesinin dışına çıkamayan eski moda gazetecilerin uğrak yeri diyor onun için.
Bazıları onu bir “tek-tip insanlardan müteşekkil çıkar şebekesi” olarak görüyor.

***

Oysa ki bu müstesna kurum tam 70 yıldır hizmet ediyor.
Fakat özellikle son birkaç yıldır hizmetini büyüttü, “Hizmet” yaptı.
Maşaallah.
Ama son zamanlarda kutuplaşma arttı, insanlarda insaf, vicdan kalmadı.
Türkiye basın kültürünün bu mümtaz temsilcisi için garip garip eleştirilerde bulunulmaya başlandı.
Neden böyle oluyor, anlamıyorum.
İnanın bunlar hep çekememezlikten.
Bu cemiyet yıllardan beri 5 alanda ödül verir.
Fakat verdiği ödüller içinde benim için en kıymetlisi “basın özgürlüğü” ödülleridir.
Cemiyet, iktidarın baskısı altında inim inim inleyen basın kuruluş ve kişilerini ödüllendirir.
Bir “kurum” bir de “kişi” ödülü verilir.

***

Hiç kahramanlar olmadan savaş kazanıldığı görülmüş mü?
Hele ki bir kültürel direnişin rolmodeller olmadan başarı elde ettiği…
Sağolsun bu müstesna cemiyet bu kahramanları, bu rol-modelleri önümüze koyuverir.
Örnek alalım diye,
Bu basın özgürlüğü ödüllerinin 2010 yılında verilmeye başlanmasının Türkiye’nin uluslararası konumu ve imajı ile bir ilişkisi yoktur.
2010 yılının Türkiye hükümetinin “basın özgürlüğü” üzerinden uluslararası alanda sıkıştırılmaya başladığı tarih olması sadece bir tesadüftür.
Basın özgürlüğü alanında 1980’li yahut 1990’lı yıllarda bir sorun görülmüş olsaydı o dönemde de bu ödüller verilirdi.
Basın o zamanlar özgürdü.
Özgürce iktidar kurar, özgürce yıkardı.
2000’lerden sonra iktidar, basının iktidar kurup yıkma özgürlüğünü elinden aldı.

***

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti 2010 yılında Bianet’e ödül verdi.
2011’de Gazetecilere Özgürlük Platformu ödüle layık görüldü.
2012’de Türkiye Yayıncılar Birliği.
2013’te Doğan Haber Ajansı ödül aldı.
2014’te ise ödül BBC Türkçe’ye gitti.
Bu yıl, basın özgürlüğü ödülü hangi kuruma verildi dersiniz?
Birgün gazetesine.
Neden verilmesin ki?
Birgün, basın ve düşünceyi ifade özgürlüğü konusundaki hak ihlallerini uğradığı baskılara rağmen düzenli olarak gündeme taşımış. Bu yıl ödülün verildiği kişi ise Can Dündar.
O da “halkın haber alma ve gerçekleri öğrenme hakkı adına uğradığı her türlü baskıya rağmen kamuoyunun bilgilendirilmesine” gayret etmiş.
Birgün ve Can Dündar da büyük Hizmet yaptılar.
Hakları ödenmez.
Onlar olmasa, iktidarı sıkıştırma işini zaten mimlenmiş olan Zaman, Taraf vb. gazeteler yapmak zorunda kalacaklardı.
İmdada yetiştiler.
Ödülü hak ettiler.

***

Bu cemiyetin tek-tip insanlardan müteşekkil olduğunu ve kendisine benzeyen insanları kayırdığını söyleyenler iyi kulak versin.
Bu kurum ve kişilerin neresi tek-tip?
Sosyalisti de var, Kemalisti de, Gülenisti de.
Ödül verilen kurum ve kişilerin hepsinin birden AK Parti ve Erdoğan karşıtı olmasında ise şaşılacak bir şey yok.
Sonuçta basının özgürce iktidar kurup, yıkmasına kim engel olduysa ona karşıt olmak özgür basın için bir gereklilik.
Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nin verdiği mücadele ve yaptığı hizmet göz dolduruyor.
Çekememezlik etmeyin!

Share.

About Author

1998’de İstanbul Üniversitesi Sosyoloji Bölümü’nden mezun oldu. Yüksek lisans eğitimini 2000 yılında Mimar Sinan Üniversitesi Sosyoloji Bölümü’nde tamamladı. 2002-2003 öğretim yılında ABD’de Utah Üniversitesi Siyaset Bilimi Bölümü’nde misafir araştırmacı olarak bulundu. İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü bünyesinde doktorasını tamamladı. Modernleşme Kuramı: Eleştirel Bir Giriş (İstanbul: Küre Yayınları, 2. baskı, 2005) isimli kitabı kaleme aldı. Altun’un medya sosyolojisi, medya kuramları, sosyolojik teori ve Türk modernleşmesi alanlarında ulusal ve uluslararası akademik dergilerde çeşitli makaleleri yayımlandı. 7 yıl kitap yayıncılığı sektöründe çalıştı. 3 yıl süreyle Anlayış dergisini yönetti. Medya ve iletişim sosyolojisi, siyasal iletişim, Türk modernleşmesi, Türkiye politik kültürü ve siyasal düşünce hareketleri alanlarında çalışan Dr. Altun, halen İstanbul Şehir Üniversitesi öğretim üyeliği görevlerini yürütmekte, SETA İstanbul’da Genel Koordinatörlük görevini sürdürmektedir.

Leave A Reply