Türkiye’nin kültürel diplomasi ayağı, yumuşak gücü: Yunus Emre Enstitüsü

0

Türkiye ‘’edilgenlikten etkenliğe’’ geçip, küresel sistemin “etki oluşturabilen” önemli aktörlerinden olma yolunda ilerlemektedir.

Küresel ekonomik ve siyasi sistemin tek merkezden yönetilmesi ile ortaya çıkan ağır sonuçlar ulusal ve bölgesel dinamikleri etkilemekte ve bu etkileşim nihayetinde yeni ilişki biçimleri doğurmaktadır.

11 Eylül olayları ile birlikte ‘’kaotik düzen’’ hali merkezi güçler üzerinde yan güçlerin etkilerini artırmıştır.

Artık Soğuk Savaş aktörleri olan ulus-devletlerin yanında etki ve güç unsuru olarak basın, medya araçları, kamuoyu araştırmaları, STK’lar, dernekler, vakıflar, kültürel diplomasi ve
kamu diplomasisi unsurları da yer almaktadırlar.

Tüm bu unsurların devreye girmesiyle bu cihan-ı şümul sistem çok boyutlu dinamik ve daha az kontrol edilebilir bir yapı kazanmıştır.

Bu yapı, Avrupa-Merkezci bir tasavvurdan kurtularak yeni bir muhayyile ortaya çıkarmaktadır. Avrupa Merkezci düşünce sisteminden sıyrılarak yeni tefekkür alanlarının oluşması Türkiye’nin bu yeni düşünce dalgasına paralel olarak kendine has kavramlar üretmesini mümkün kılmaktadır.

Bu yeni anlayış ile Türkiye’nin dış politikasında da değişim ve gelişimler açıkça gözlenmektedir. Türkiye ‘’edilgenlikten etkenliğe’’ geçip, küresel sistemin “etki oluşturabilen” önemli aktörlerinden olma yolunda ilerlemektedir.

Dış politikada bu muhayyileye ve tasavvura sırtını dayayan çalışmalar, kültürel diplomasi ve kamu diplomasisi alanında Türkiye’yi yeni çalışmalar için yönlendirmiştir.

Peki, nedir ‘kültürel diplomasi?’

Ünlü siyaset bilimci Milton Cummings, kültürel diplomasiyi “Karşılıklı anlayışı geliştirmek için fikirlerin, bilgilerin, sanatın ve diğer kültürel faaliyetlerin ülkeler ve ülke insanları arası alışverişi, kendi dilini diğer insanlara öğretmek, politikanı anlatmak’ olarak tanımlamaktadır.

Diğer taraftan kültürel diplomasi, bir ülkenin politikasındaki hedefleri ya da diplomasisini desteklemek şeklinde ifade edilebileceği gibi, o ülke diasporasının elini güçlendiren en önemli araç olarak da görülmektedir.

Bugün Soğuk Savaş döneminden “kaba güç” faaliyetlerinden ziyade “soft power” denilen
“yumuşak/ince güç” kavramı ve bu kavram çerçevesinde yürütülen politikalar ve faaliyetler geçerlidir.

Yumuşak/ince güç, “zer ile zor”un (askeri ve ekonomik) ötesinde farklı nüfuz alanlarını ifade etmekte ve bu alanlara etki etmektedir. Bu güç kültür, sanat, edebiyat, şiir, konserler, sinema, mimari, üniversiteler, araştırma merkezleri, STK gibi araçlarla etki edebilme gücüdür.

Bu gücü bir ülkeye veya coğrafyaya taşımanın ve orada etkin olmanın yolu nedir?

Bu sorunun cevabını, Fransa’nın Fransız Enstitüsü, İngiltere’nin British Council’i, İspanya’nın Cervantes Enstitüsü, Çin’in Çin Kültür Merkezleri gibi birçok örnekte ve bu zamana kadar oluşturdukları etkilerde bulabiliriz.

Bugün Türkiye’nin dış politikada yaptığı tüm çalışmalar ancak güçlü bir Türkiye’nin yapabileceği çalışmalardır.

Kültür ve tarih, değerler, devletlerin izledikleri iç ve dış politikalar, kurumlar, ekonomik gelişmişlik, bilim, sanat ve edebiyatta ilerlemişlik gibi unsurlar, yumuşak gücün önemli kaynakları arasında sayılabilir. Dış politikada bu kaynakları kullanarak yumuşak güç stratejisi izlemenin belirli birtakım yolları vardır. Küresel veya bölgesel norm olabilecek statüde değerlere sahip olmak ve bunları yaymak, tanınmış yüzler ya da kahramanlar vasıtasıyla mesajlar iletmek, ulusal veya küresel olmak üzere, çekiciliği olan söylemler üretmek bunların sadece birkaçıdır (Lee, 26.09.2011:9-10).

Her ülke birtakım yumuşak güç kaynaklarına sahiptir ve ülkeler bu kaynakları vasıtasıyla kendilerine uygun yumuşak güç stratejileri geliştirirler.

Her ülkenin kendine göre yumuşak güç stratejisi olabileceği gibi, Geun Lee’ye göre genel olarak başvurulan yumuşak güç stratejileri şunlardır:

Güvenlik ortamının genişlemesi için ülkelerin kendi imajlarını yaratması veya manipüle etmesi. Örneğin; Japonya ve Almanya’nın İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra yayılmacı ve vahşi görünümlü imajlarını düzeltmek için daha barışçıl politikalar sergilemeleridir. Almanya’nın diğer Avrupa ülkeleriyle bütünleşmesi ve Japonya’nın Asya bölgesinde tehdit oluşturmamak için askerileşme harcamalarının azaltılması ve kendi kendini kısıtlaması gibi…

Başkalarının imajını zedeleme yoluyla alıcı ülkelerden destek sağlama. Örneğin; ABD’nin Sovyet Rusya’sını ‘düşman imparatorluğu’, İran, Irak ve Kuzey Kore’yi ise ‘şeytan üçgeni’ olarak adlandırması…

Ağ etkisi stratejisi olarak adlandırdığı strateji ise, bir ülkenin, alıcı (hedef) ülkelerin de alışkın olduğu, başka bir deyişle kabul ettiği normlar, hareket davranışları yaymaktır. Örneğin; ABD’nin İngilizce dilini evrenselleştirmesi, ülkelerin neo-liberal, demokrasi unsurlarını kullanmaları…

Kahraman ve ünlülerin kullanılması stratejisi: Dünyaca tanınmış bu ünlülerin hükümetleriyle işbirliği içerisinde evrensel değerlere uygun modeller oluşturmaları, yorumlar yapmaları ve örneğin yardımda bulunmaları (Lee, 26.09.2011:9-10) vb.

Bu gelişme ve atılımların oluşturduğu “Yeni Türkiye” bilincinin sonucu olarak, 2007 yılında Sayın Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün öncülüğünde Yunus Emre Vakfı kurulmuştur.

Yunus Emre Enstitüsü ve Türk Kültür Merkezleri

Türk kültürünü, dilini ve sanatını yurtdışında tanıtmak, Türkiye ile diğer ülkeler arasındaki ikili ilişkilere katkıda bulunmak ve Türk vatandaşlarının bulundukları ülkeye uyumuna yardımcı olmak gayesiyle çeşitli ülkelerde Yunus Emre Enstitüsü’ne bağlı olarak Türk Kültür Merkezleri kurulmuştur.
Almanya – Berlin, Arnavutluk – İşkodra, Arnavutluk – Tiran, Azerbaycan – Bakü, Belçika – Brüksel, Bosna Hersek – Foynitsa, Bosna Hersek – Saraybosna, Cezayir – Cezayir, Fas – Rabat, Fransa – Paris, Güney Afrika – Johannesburg, Gürcistan – Tiflis, Hollanda – Amsterdam, İngiltere – Londra, İran – Tahran, Japonya – Tokyo, Karadağ – Podgorica, Kazakistan – Astana, Kosova – Prizren, Kosova- İpek, Kosova- Priştine, Lübnan – Beyrut, Macaristan – Budapeşte, Makedonya – Üsküp, Mısır – İskenderiye, Mısır – Kahire, Polonya – Varşova, Romanya – Köstence, Romanya-Bükreş, Rusya Federasyonu – Kazan, Ürdün – Amman’da Türk Kültür Merkezleri faaliyet göstermektedir.

26 farklı ülkede 32 Türk Kültür Merkezi ile faaliyet gösteren Yunus Emre Enstitüsü, 2014 yılında Roma, Viyana, Moskova ve Pekin gibi dünyanın önde gelen metropollerinde de faaliyete geçerek Türk Kültür Merkezi sayısını 40’a çıkarmayı hedeflemektedir.

2007 yılında yürürlüğe giren Yunus Emre Vakfı Kanunu doğrultusunda, Türkiye’yi, kültürel mirasını, Türk dilini, kültürünü ve sanatını tanıtmak, Türkiye’nin diğer ülkeler ile dostluğunu geliştirmek, kültürel alışverişini artırmak, bununla ilgili yurtiçi ve yurtdışındaki bilgi ve belgeleri dünyanın istifadesine sunmak, Türk dili, kültürü ve sanatı alanlarında eğitim almak isteyenlere yurtdışında hizmet vermek amaçlarıyla ihdas edilen Yunus Emre Enstitüsü tarafından yurtdışında Yunus Emre Türk Kültür Merkezleri ihdas edilmektedir.

Dışişleri Bakanlığımıza bağlı mevcut kültür merkezlerinin zaman içerisinde birer Yunus Emre
Türk Kültür Merkezi haline getirilmesi öngörülmektedir.

Bu çerçevede, 2009 yılında Bosna-Hersek (Saraybosna) ve Arnavutluk’ta (Tiran), 2010 yılında ise Mısır (Kahire), Makedonya (Üsküp) ve Kazakistan’da (Astana) birer Yunus Emre Türk Kültür Merkezi kurulmuş ve söz konusu kültür merkezlerince, diğer kültürel faaliyetlerin yanı sıra Türkçe dersleri verilmeye başlanmıştır.

Yunus Emre Türk Kültür Merkezlerinde Kültür Sanat

Yunus Emre Enstitüsü, yurtdışında bulunan Yunus Emre Türk Kültür Merkezleri aracılığıyla kültür ve sanatımızın en güzel örneklerini dünyaya tanıtmakta, kültürel etkileşim ve paylaşıma katkı sağlamaktadır.

Müzik, modern ve klasik Türk el sanatları, tiyatro, sinema, fotoğraf, edebiyat, Türk mutfağı vb. alanlarda Türkiye’nin zengin kültür birikimini paylaşmak amacıyla konserler, sergiler, atölye çalışmaları, sahne gösterileri, film gösterimleri, bilimsel toplantılar, aydın buluşmaları, sanat kursları ve benzeri pek çok faaliyet düzenlemektedir.

Sadece Yunus Emre Türk Kültür Merkezlerinin bulunduğu ülkelerde değil, dünyanın pek çok ülkesinde ulusal ve uluslararası kuruluşlarla işbirliği hâlinde fuar, festival vb. organizasyonlara katılım sağlanmaktadır.

Kültür Sanat Koordinatörlüğünün yürüttüğü proje ve faaliyetlerle kültürümüz dünya kültürleriyle buluşmakta, yapılan ortak çalışmalarla toplumlar arasında dostluk köprüleri kurulmaktadır.

Kültür sanat faaliyetlerine sadece birkaç örnek vermek gerekirse

Konserler
– Sultan Veled Mevlevi Musikisi: Sultan Veled Grubunun Saint Eustache Kilisesi’nde verdiği konser – Paris
– Yunus Emre Oratoryosu – Astana
– Caz Festivaline Katılım – Tiran
– Macar Ses Sanatçısının Türk Halk Müziği Konseri – Budapeşte
– Brüksel YETKM ve Brüksel Kraliyet Konservatuarı İşbirliğiyle Klasik Müzik Konseri
– Priştine YETKM’nin düzenlediği “Kerem Görsev Trio Üçlüsü” Caz Konseri

Sergi ve Fuarlar

– Londra Kitap Fuarı Konuk Ülke Türkiye Programı: 2 Sergi, 12 Panel
– Geleneksel Türk Kıyafetleri Gösterisi – Tokyo
– Merkez Bankası Resim Sergisi – Arnavutluk
– Belgelerle Osmanlı-Macar İlişkileri Sergisi – Budapeşte
– Kilimlerin Dili Kilim Sergisi “Doğudan Batıya Köprü Olan Kilim Motifleri” Paneli –
Brüksel

Şiir Etkinlikleri:

– Londra Yunus Emre Türk Kültür Merkezi’nde Necip Fazıl Kısakürek Şiir Yarışması
– Priştine YETKM katılımıyla İstiklal Marşı’nın kabulünün 91. yılı etkinlikleri
kapsamında İstiklal Marşı Okuma Yarışması
– Brüksel YETKM’nin katılımıyla “Transpoesie 2012” Şiir ve Edebiyat Projesi
– “Bosna’dan Divan Şiirine Bakış” Paneli – Bosna Hersek – Saraybosna
– “Farklı Diller, Ortak Duygular” Şiir Dinletisi – Bosna Hersek – Saraybosna

Kültür Sanat Kursları

– El Sanatı Atölye Çalışması: Meermanno Kitap Müzesi El Yazması Sergisi’nde Hat ve Tezhip Atölye Çalışması – Amsterdam
– Türk Müziği Makamları Atölye Çalışması – Saraybosna
– Ebru Kursu, Türk Yemekleri Kursu – Bosna Hersek – Saraybosna

Bilimsel Toplantılar ve Aydın Buluşmaları:

– EUNIC Hollanda – “Avrupa Edebiyat Akşamı” Nihan Kaya’nın Katılımıyla – Amsterdam
– “Yunus Emre ve Sadi-i Şirazi” Konulu Panel, Söyleşi ve Anma programı – Tahran
– Türk Çocuk Edebiyatı – Tokyo

Anma ve Saygı Toplantıları:

– Eva De Vitray Meyerovitch Anma Günleri Kapsamında Mevlana – Paris
– Kahire YETKM’nin düzenlediği Mehmet Akif Ersoy’u Anma Programı Mısır – Kahire
– Londra Yunus Emre Türk Kültür Merkezi ve Aytmatov Akademisi İşbirliğiyle “4. Ölüm Yıldönümünde Cengiz Aytmatov’u Anma Programı” – İngiltere – Londra

Kültür ve Sanat:

– Türk masal kahramanlarının Türkçe ve Fransızca anlatıldığı “Küçük Şeyler” isimli
Çocuk Tiyatrosu (9 gösterim) – Paris
– Tiflis Uluslararası Film Festivali – Zerre Filmi Gösterimi – Tiflis
– Üsküp Yazı Festivali – Uzun Hikâye Film Gösterimi – Üsküp
– Karagöz-Hacivat Gölge Oyunu Gösterisi – Varşova

Yunus Emre Türk Kültür Merkezlerinde Türkçe Eğitimi

Türkiye’yi, Türk dilini, tarihini, kültürünü ve sanatını tanıtmak; bununla ilgili bilgi ve belgeleri dünyanın istifadesine sunmak; Türk dili, kültürü ve sanatı alanlarında eğitim almak isteyenlere yurtdışında hizmet vermek; Türkiye’nin diğer ülkeler ile kültürel alışverişini artırıp dostluğunu geliştirmek amaçlarına sahip 5653 Sayılı Vakıf Kanunu doğrultusunda, yurtiçi ve yurtdışı eğitim-öğretim faaliyetlerini yürütmek amacıyla Yunus Emre Enstitüsü bünyesinde kurulan Yunus Emre Türkçe Eğitim ve Öğretim Merkezi (YETEM), öncelikle Türkçenin bir dünya dili olarak yurtdışında öğretilmesi hususunda faaliyetlerde bulunmak, eğitim-öğretim sürecinde kullanılacak ders araç gereçlerini hazırlamak ve Türkçe üzerinden Türkiye’nin tanıtım faaliyetlerine katkıda bulunmak üzere çalışmalarına devam etmektedir.

Yurtdışında yabancı dil olarak Türkçe öğretim çalışmalarını yürüten YETEM’in faaliyet alanları arasında, Yunus Emre Türk Kültür Merkezlerindeki Türkçe kursları için standartların belirlenmesi, bu standartlara uygun eğitim ortamlarının oluşturulması ve eğitimcilerin eğitimi gibi hususlar bulunmaktadır. Okutmanların eğitimine yönelik Türkiye’de ve yurtdışında ihtiyaca göre aylık ve haftalık eğitim programlarının düzenlenmesi, her yaz gerçekleştirilen Türkçe Yaz Okulu programının organize edilmesi, öğrenci seviyeleri ve ülke gerçeklerine göre ders ve çalışma kitapları ile yardımcı ders materyallerinin hazırlanması, yurtdışındaki devlet okullarında Türkçenin seçmeli yabancı dil olarak resmî müfredatlara dâhil edilmesi hususlarında çalışmalar yürüten YETEM, söz konusu faaliyetlerde üniversiteler ve diğer kamu kurumları ile birlikte çalışmaktadır.

Enstitünün önemli faaliyetlerinden biri de Türkçe öğretim faaliyetleridir. 27 ülkede 99 okutmanla sürdürülen Türkçe öğretimi faaliyetleriyle, günümüze dek 15 bin öğrenciye Türkçe öğretilmiştir.

Yunus Emre Enstitüsü Sınav Merkezi:

Yunus Emre Enstitüsü Sınav Merkezi, 3 Aralık 2012 tarihinde Yunus Emre Türkçe Eğitim ve Öğretim Merkezinden (YETEM) ayrılarak faaliyetlerine başlamıştır.

Sınav merkezinin görevleri arasında yabancı dil olarak Türkçe öğretimi alanında çalışan akademisyenlere, Yunus Emre Türk Kültür Merkezlerinde ve TÖMER’lerde çalışan Türkçe okutmanlarına, Yunus Emre Enstitüsü Türkçe Yeterlik Sınavı (TYS) soru bankasına katkı sunan soru yazarlarına yönelik hizmet içi eğitim seminerleri ve çalıştayları düzenleme; Yunus Emre Türk Kültür Merkezlerinde uygulanan kur, sertifika ve seviye tespit sınavlarını geliştirme; Yunus Emre Enstitüsü Türkçe Yeterlik Sınavı (TYS) için bilimsel standartlara uygun model geliştirme ve bu modele göre zengin bir soru bankası hazırlayarak kâğıt ve web tabanlı TYS uygulama çalışmalarını sürdürme; Yunus Emre Enstitüsü ile işbirliği içinde olan üniversitelerin TYS Soru Bankası’ndan yararlanması için altyapı çalışmalarını gerçekleştirme; Türk üniversitelerinin yurtdışındaki öğrencilere yönelik Yabancı Öğrenci Sınavı (YÖS) uygulamalarının gerçekleştirilmesine yardımcı olma gibi faaliyetler bulunmaktadır.

Türkçe Yeterlik Sınavı (TYS), Türkçenin uluslararası geçerliğe sahip standart bir sınava kavuşması ve yabancı öğrenci kabulünü kolaylaştıran politikalara destek olunması amacıyla, Türkçeyi yabancı ya da anadil olarak öğrenen bireylerin dil yeterliklerini ölçmek üzere Yunus Emre Enstitüsü Sınav Merkezi tarafından Avrupa Dilleri Öğretimi Ortak Çerçeve Metni’ne göre geliştirilen bir yeterlik sınavıdır.

TYS, yabancı öğrencilerin Türkiye’ye ilgisini artırmakla birlikte söz konusu öğrencilerin kabulünü kolaylaştırması ve daha sağlam bir düzlemde değerlendirilmelerini sağlaması açısından büyük önem arz etmektedir.

Türkçenin uluslararası geçerliğe sahip standart sınavı olması hedeflenen TYS, bu özelliğiyle yurtdışında Türkçe öğreten farklı kurumlardaki öğretimi de standart kılmayı amaçlamaktadır.

6 Ekim 2011 tarihinde sınav hazırlıklarına ilişkin YÖK’te yapılan koordinasyon toplantısından sonra, enstitü çatısı altında Ankara, Ege, Gazi ve Hacettepe TÖMER’lerden akademisyenler ile EĞİTEK’ten bir uzmanın katılımıyla oluşturulan çalışma grubu tarafından TYS için rehber niteliğinde olan Çerçeve Program ve ardından model sorular hazırlanmıştır.

Oluşturulan sorular, ölçme uzmanının kontrolünden geçerek hazır hâle getirilmiştir. Dinleme metinleri MEB YEĞİTEK stüdyolarında profesyonel sanatçılarca seslendirilmiştir. TYS’nin ilk uygulaması 19.10.2012 tarihinde Tahran YETKM’de yapılmıştır. Uluslararası ölçekte ilk uygulama ise 24-25 Mayıs 2013 tarihinde 10 ülkede (Kosova, Arnavutluk, Mısır, İran, Azerbaycan, Japonya, Gürcistan, Bosna Hersek, Belçika, Kazakistan) gerçekleştirilmiştir.

Şu anda kâğıt tabanlı olarak uygulanan ve çevrimiçi (online) sınav hazırlıkları da devam eden TYS’de adayların okuma, dinleme, yazma ve konuşma becerilerindeki yeterlikleri ölçülmektedir.

Sınav iki oturumda gerçekleşmektedir. Okuma, dinleme ve yazma bölümleri 1. oturumda; konuşma (bağımsız konuşma ve karşılıklı konuşma) bölümü 2. oturumda yapılmaktadır. 1. oturum; okuma 60, dinleme 45, yazma 60 olmak üzere, toplam 165 dakika; 2. oturum bağımsız konuşma 5, karşılıklı konuşma 10 olmak üzere, toplam 15 dakikadır. Sınavın tamamı, 180 dakika sürmektedir.

Sınavda her bir beceri alanından en az % 50 (12.5 puan) oranında başarı sağlamak koşulu ile toplamda 55-70 arası puan alan adaylara B2, 71-88 arası puan alan adaylara C1, 89-100 arası puan alan adaylara ise C2 Türkçe Yeterlik Belgesi verilmektedir. Türkçe Yeterlik Belgesi’nin geçerlik süresi 2 yıldır.

TYS, yılda üç kez (ocak, mayıs ve eylül aylarında) sınav merkezinin belirleyeceği gün ve saatlerde Yunus Emre Enstitüsü, Yunus Emre Türk Kültür Merkezleri ve Enstitünün işbirliği içinde olduğu kurum ve kuruluşlarda yapılmaktadır. YETKM’lerden gelecek talepler doğrultusunda bu ayların dışında da sınav uygulanabilmektedir.

Hizmet içi eğitim

YETKM’lerde kur sonlarında yapılmakta olan kur ve sertifika sınavları ile öğrenci müracaatına bağlı olarak gerçekleştirilen Seviye Tespit ve Türkçe Yeterlik Sınavları için sürekli beslenmesi gereken çok zengin bir soru bankasına ihtiyaç duyulmaktadır. Bu tür bir soru bankasının oluşturulması, ancak Türkçenin yabancı dil olarak öğretimi alanında yetişmiş ve bu alanda uygulanan sınavların hazırlanmasında maharet kazanmış uzmanlarla mümkündür. Sınav Merkezi, ilgili akademisyenleri YETKM’lerde ve üniversitelerimizin TÖMER’lerinde çalışan Türkçe okutmanları ile hizmet içi eğitim seminerleri ve çalıştaylarda bir araya getirerek bilgi paylaşım ortamının oluşmasını sağlamaktadır.

1. Türkçe Yeterlik Sınavı (TYS) Soru Yazarlarına Yönelik Hizmet İçi Eğitim Seminerleri ve Çalıştaylar

Bu seminer ve çalıştaylara YETKM’lerdeki eğitim koordinatörleri ve Türkçe Yeterlik Sınavı (TYS) hazırlanması konusunda Yunus Emre Enstitüsü ile işbirliğini kabul etmiş üniversitelerin TÖMER’lerinde çalışan Türkçe okutmanları ve alanda çalışan akademisyenler katılmaktadır. Seminer ve çalıştaylarda, “Soru Hazırlama Teknikleri ile Ölçme ve Değerlendirme” konuları üzerinde teorik ve uygulamalı çalışmalar yapılmaktadır. Bu konuda ilk çalıştay, 4 – 8 Şubat 2013 tarihinde Ankara’da geniş bir katılımla yapılmıştır. Alanda çalışan akademisyen ve okutmanların çok yararlı bulduğu TYS Çalıştayı’nın geleneksel hale getirilerek her yıl düzenlenmesi düşünülmektedir.

2. YETKM’lerde Hizmet içi Eğitim Seminerleri

YETKM’lerde kur sonlarında yapılmakta olan kur ve sertifika sınavları ile öğrenci müracaatına bağlı olarak gerçekleştirilen Seviye Tespit ve Türkçe Yeterlik Sınavlarına soru hazırlaması gereken eğitim koordinatörleri ve Türkçe okutmanlarımızın söz konusu alanda gelişimlerine katkıda bulunmak amacıyla periyodik olarak hizmet içi eğitim seminerleri düzenlenmektedir. YETEM ile koordineli şekilde düzenlenen bu seminerler sayesinde YETKM’lerde uygulanan sınavların standart hâle getirilmesi amaçlanmaktadır.

Yunus Emre Enstitüsü Türkoloji Projesi

Türkoloji Projesinin amacı; Türkiye’nin diğer ülkelerle dostluğunu geliştirmek, kültürel alışverişini artırmak; Türk dili, edebiyatı, kültürü ve sanatı alanlarında eğitim almak isteyenlere yurtdışında hizmet vermek, bununla ilgili yurtiçi ve yurtdışındaki bilgi ve belgeleri dünyanın istifadesine sunmak, yurtdışındaki Türkoloji/Türk Dili ve Edebiyatı Bölümlerine Türkiye’den öğretim elemanı görevlendirerek bölümlerin eğitim öğretime devam etmesini sağlamak, yurtdışında Türk dili ve edebiyatı öğrenimini nitelikli hale getirmek, Türk kültürünü ve Türkiye’yi yurtdışında daha iyi tanıtmaktır.

Türkoloji Projesi, 1999 yılında Türk İşbirliği ve Kalkınma İdaresi Başkanlığı (TİKA) tarafından başlatılmış ve ilk defa 2000-2001 eğitim öğretim yılında uygulamaya konulmuştur. Türkoloji Projesi çerçevesinde Türk dili öğreniminin nitelikli hale getirilmesi, Türkiye ile diğer ülkeler arasındaki ilişkilerin güçlendirilmesi, dolayısıyla bu ülkelerde yapılacak eğitim, kültür ve sosyal faaliyetler çerçevesinde Türkçe konuşabilen mevcut bir kitlenin oluşturulması, Türkiye’nin ve Türk kültürünün yurtdışında daha iyi tanıtılması hedeflenmektedir.

Proje, 20 Eylül 2011 tarihinde imzalanan protokolle Yunus Emre Enstitüsü’ne devredilmiştir. Protokolün imzalandığı tarihten itibaren proje kapsamında, üniversitelerde ve Türkçe kurslarında gerçekleştirilen bütün faaliyetlerin Yunus Emre Enstitüsü tarafından yürütülmesi kararlaştırılmıştır.

Türkoloji Projesi kapsamında Afganistan, Azerbaycan, Belarus, Belçika, Bulgaristan, Bosna-Hersek, Cezayir, Çin Halk Cumhuriyeti, Estonya, Fas, Gürcistan, Hırvatistan, Hindistan, Irak, İtalya, Kazakistan, Kosova, Letonya, Litvanya, Makedonya, Moğolistan, Pakistan, Polonya, Sırbistan, Slovakya, Sudan, Rusya Federasyonu/Tataristan Cumhuriyeti, Rusya Federasyonu/Başkurdistan Cumhuriyeti, Ukrayna, Kırım Özerk Cumhuriyeti, Ürdün, Yemen olmak üzere toplam 35 ülkede üniversite bünyesinde 49 Türk Dili ve Edebiyatı/Türkoloji Bölümleri ile Türkçe kurslarına Türkiye’den öğretim elemanları görevlendirilmekte, yerel akademisyenler teşvik edilmekte ve bölümlere eğitim materyali desteği sağlanmaktadır.

Buna ilaveten üniversitelerde Türkçe dersleri alan ve başarılı bulunan yaklaşık 120 öğrenci, 2003 yılından itibaren her yıl ülkemize davet edilerek 20 gün süre ile dil pratiği imkânı bulmaktadır. Ayrıca, Türkoloji Yaz Staj Programı kapsamında her yaz döneminde Türkiye’ye gelen başarılı öğrenciler, Türkiye’nin tarihi ve kültürel mekânlarını yakından tanımaktadırlar.

Yunus Emre Enstitüsü Yaz Okulu

Türkçe Yaz Okulu Programı da Yunus Emre Enstitüsü’nün Türkçe öğretme çalışmalarının önemli bir unsurunu oluşturuyor. Yunus Emre Enstitüsü Başkanı Prof. Dr. Hayati Develi, 2013 Yunus Emre Bülteni’nde Yaz Okulu faaliyeti hakkında “Farklı ülkelerden gelen yüzlerce öğrencinin Türk dilini, kültürünü, sanatını, tarihini ve coğrafyasını yerinde tanımasına imkân veren programımıza bu yıl 57 ülkeden 300 öğrenci katıldı. Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığıyla ortaklaşa gerçekleştirdiğimiz etkinliğin finalinde misafir öğrencilerimizi güzel bir şekilde ağırlamanın mutluluğunu yaşadık.” şeklinde ülkemizin her geçen gün bir cazibe merkezi olduğunun altını da çizmiş oluyor.

Bu bağlamda, son olarak Türkiye’nin 2014 yılı dış politika hedefleri doğrultusunda birkaç hususun altını çizmekte de fayda var:

Türkiye’nin dış politika hedefi; bölgesinde ve ötesinde barışa katkı sağlamak, ulusal çıkarları için en uygun uluslararası ortamı yaratmaktır. Türkiye pro-aktif, gerçekçi, kararlı, vizyoner ve
çıkarlarımız ile değerlerimizi bütünleştiren bir strateji izlemektedir. Yakın bölgelerle bütünleşme yolunda adımlar atarken, küresel güçlerle de tamamlayıcı bir işbirliği geliştirmektedir.

Türkiye’nin “komşularla sıfır sorun” politikası esasen komşularıyla ilişkilerindeki beklentilerini özetleyen bir ideali yansıtmaktadır.

Türkiye, komşularıyla ilişkilerini karşılıklı diyalog ve işbirliği yoluyla tüm sorunlardan arındırmayı istemektedir. Zira sorunların diyalog ve işbirliği yoluyla çözümü hem ikili hem bölgesel anlamda kazanımlar getirmektedir. Bu diyalogun geliştirilmesindeki en önemli unsurlardan biri de kültür unsurudur. Kültürel Diplomasi alanında bu görevi üstlenmiş ve daha da geliştirecek ve katkı sağlayacak kurumlardan biri de Yunus Emre Enstitüsü ve onun Türk Kültür Merkezleridir.

Türkiye başta Afrika olmak üzere yeni açılımlarla dış politika ufukları genişletmekte, uluslararası örgütlerde daha etkin bir profil çizmektedir. Yunus Emre Enstitüsünün de Türkiye’nin Afrika politikası ile paralel bir politika izleyerek bu bölgeye ağırlık vermesi dış politikada etkinliğimizi artıracaktır.

Meseleyi bir de AB boyutundan değerlendirecek olursak, öncelikle belirtmeliyiz ki, Türkiye Avrupa ailesinin bir parçasıdır. Geçmişte olduğu üzere, bugün de Türkiye ve diğer Avrupa ülkelerinin kaderleri, birçok açıdan, en önemlisi de AB bünyesinde yaşayan soydaşlarımızın varlığı ile iç içe girmiş haldedir. Dolayısıyla, AB ile ilişkiler Türkiye’nin temel bir dış politika konusudur. Bu çerçevede, Türkiye’nin AB’ye katılım hedefi stratejik bir tercihtir. AB’ye katılım sürecimizde uzun süren bir durgunluk dönemi yaşandığı aşikârdır. Bununla beraber, son dönemde ilişkilerde bir canlanma yaşandığı da göz ardı edilemez. Bölgesel Politikalar ve Yapısal Araçların Koordinasyonu başlıklı 22. Fasıl, 5 Kasım 2013 tarihinde resmen müzakereye açıldı. Aynı şekilde 23. ve 24. Fasılların da en kısa sürede müzakereye açılması olağan görünüyor.

Bu bağlamda, Başbakan Erdoğan’ın 20 Ocak’ta AB yetkileriyle temaslarda bulunmak üzere Brüksel’i ziyareti ilişkiler açısından büyük önem taşımaktadır. Ayrıca 27 Ocak’ta Fransa Cumhurbaşkanı Hollande’ın Türkiye’ye gerçekleştirdiği ziyaretin de ikili ilişkiler açısından çok büyük önemi var. Bu ziyaretle birlikte 20 yıldır devam eden ikili iletişimsizlik giderilecektir.

Avrupa’ya odaklandığımızda kültürel diplomasi ayağı Yunus Emre Türk Kültür Merkezlerinin her ülkede kamuoyunun etkilenme kaynaklarının farklı olduğunun farkındalığı ile orada bulunması, dış politikamız açısından daha hayırlı olacaktır. Fransa’da siyasal elit etkili oluyorken, Almanya’da günlük yaşam gözlemleri ve göç kaygıları ön planda olabilmektedir mesela. Her ülke ve her ülkenin farklı kesimleri için Türkiye’yi en iyi anlatan araçlar seçilmelidir. Dolayısıyla çalışmalar bu noktalara yoğunlaştırılmalı, her Avrupa ülkesi için ayrı yöntemler geliştirilmelidir. Doğal olarak gerçekleştirilecek faaliyetler planlı bir stratejik çalışmanın gebe olduğu başarıyı ve etkinliği doğuracaktır.

Türkiye’ye dair oluşmuş yanlış bilgilerin yol açtığı menfi kanaatlerin giderilmesinde her ülkeye ayrı ayrı ve farklı argümanlarla ve araçlarla kaliteli şekilde etki etmek önemlidir. Bunun için de sadece dış temsilciliklerin ve diplomatların çabaları yetersizdir.

Son olarak, AB üyeliği yolundaki Türkiye’nin 22. Fasıl açılmışken őnündeki en büyük engellerden biri, AB kamuoyu nezdinde sahip olduğu olumsuz imajdır. AB halkları Türkiye’yi yeterince tanımamakta ve fakat tanıdığını sanmaktadır. Bu menfi kanaatlerin değiştirilmesi ve müspet bir hale dönüştürülebilmesi etkin, uzun vadeli ve organize bir kültürel diplomasi ve kamu diplomasisi çalışmasını zorunlu kılmaktadır. Devletin tüm birimlerinin ve Sivil Toplum Kuruluşlarının teşmil ettiği kültürel diplomasi ve kamu diplomasisi faaliyetleri uyumlu şekilde kurumlar arası iletişime önem vererek planlanmalıdır.

Share.

About Author

Melih yıldız Yunus Emre Enstitüsünde koordinatörlük görevini sürdürüyor. Halen daha Paris'te yaşamaktadır.

Leave A Reply